November 2006 Entries etiketi ile ilgili girdiler...

.NET dünyasında bir ORM fırtınası esiyor bu aralar. Ruby on Rails ile gelen Active Record mantığı çeşitli projeler tarafından .NET dünyasında uygulanmaya çalışılıyor. Örneğin Castle Framework ve NHibernate bunlardan ikisi. Nhibernate ile uğraşırken çok hoşuma gitmişti. Ayrıca bir takım kodları Code Smith ile üretmek ve zamandan kazanmak iyi bir şey gibi gelmişti. Ta ki proje müdürümüz Phil, Subsonic'den bizi haberdar edinceye kadar. Bizim Subtext projesinde veritabanı katmanı çok hantal ve değişiklik yapmaya kalktığınızda 3 yerde birden değişiklik yapmanız gerekiyor. Subsonic kullanmak için şimdi bir takım fikirler geziyor. Önceleri NHibernate fikirleri geziyordu ama şimdi Subsonic bunu solladı.

Nedir Subsonic?

Subsonic hiç kod yazmadan size bir veritabanı katmanı sunuyor. Bir kaç gündür oynuyorum ve hakikaten ağzım açık kaldı. Düşünecek olursanız; eğer veritabanınız iyi tasarlanmış ise, bu tasarımı temel alarak çeşitli nesneler oluşturabilir ve bu nesnelerede çeşitli temel metodlar bağlayabilirsiniz. Bu nesneleri derleme aşamasında oluşturursanız veritabanında yapacağınız her türlü değişiklikte anında nesneler üzerinde uygulanacaktır. Subsonic'i geliştirenler zaten Ruby on Rails programcısı oldukları için pek çok fikride Ruby on Rails'den çalmışlar öhö öhö esinlenmişler.

Nasıl Oluyor?

Codeplex'den son sürümünü indirip örnek projesini inceleyerek de öğrenebilirsiniz. Ben genel olarak bir bilgi vereyim ve ne kadar basit olduğunu görün. Hani Wordpress kurmak çok basittir ya, Subsonic kullanmanın yanında o bile "roket mühendisliği" kalıyor.

VS2005 ile bir Web Sitesi oluşturun ve Subsonic.dll bileşenini projeye dahil edin.

App_Code altında Builder.abp adında bir dosya yaratın.  Bu dosya veritabanından istediğiniz tabloları nesne olarak almak için bir listedir. Eğer sadece " * " kullanırsanız tüm tablolar gelecektir. Yada tablo isimlerini alt alta sıralayın.

web.config dosyasını açın ve örnek projedeki gibi düzenleyin. Burada Subsonic için gerekli veritabanı bağlantı cümlesini ve abp dosyasının derlenebilmesi için Build Provider'ı belirtmeniz gerekiyor.

Bu ayarlardan sonra projeyi derleyin ve intellisense kullanarak mevcut nesnelere bir göz atın. Veritabanında örneğin Musteri isiminde bir tablo varsa Musteri ve MusteriCollection isminde iki yeni nesne belirdiğini göreceksiniz. Bu nesneleri kullanarak istediğiniz işlemleri yapmak mümkün.

Ayrıca bir de Query nesnesi mevcut ve istediğiniz sorgulamayı yazmanızı sağlıyor. SPs nesnesi ile de stored procedure çalıştırmak mümkün.

http://www.wekeroad.com/actionpackintro.html adresinde bir de öğretici video var. Biraz eski ama idare eder.

Eğer ReSharper kullanıyorsanız dikkat edin, tablo nesnelerinin hepsi hafızada oluşturulduğu için VS2005 intellisense ile gözüküyor fakat ReSharper ile gözükmüyor. Proje açıkken ReSharper eklentisini açıp kapatmak gerekiyor ki nesneleri görebilesiniz.

Sonuç

Sonuç olarak eğer yeni bir projeye başlıyorsanız kesinlikle tavsiye edeceğim bir yöntem. İlerlemiş projelerde veritabanı katmanını değiştirmek kolay olmayabilir ama genede deneyip bir yarar görecek misiniz diye araştırmak, fiyat performans açısından kazandırabilir.

 

Technorati tags: , ,

Bizim proje müdürü Phil Haack'ın blogunda bu yazıya rastladım. Yazdığınız .NET programlarının Mono ile uyumlu olup olmadığını kontrol edecek bir aracı Jonathan Pobst Mono Migration Analyzer ismiyle geliştirmiş.

Projenizde derlenmiş bileşenleri Moma ile test ettiğinizde size kapsamlı bir rapor sunuyor ve sizin kullandığınız ama Mono'da olmayan fonksiyonları ve sınıfları listeliyor. Bu listeyi Mono programcılarına göndermek içinde bir adım mevcut.

Karşıt platformlarda yazılım geliştirenler için işe yarayacak bir araç.

 

Technorati tags: , ,

Scott Hanselman'ın blogunda buldum bu haberi. Yakın zamanda Open Office ve Thunderbird kullanmaya başladım ve oldukça memnunum. Gittikçe basitliğe doğru gidiyorum. Yakında blogumun yeni tasarımında da bu hissedilecek.

Taşınabilir uygulamalar paketi de bir takım uygulamaları USB anahtarlıklardan çalıştırmak için tasarımlanmış. Bu paketin 3 farklı sürümü var.

Standard Edition 90MB, ClamWin (favori virüs temizleme aracım), Thunderbird (favori E-mail uygulaması), Firefox (web gezgini), Open Office (MS Office'e rakip olabilecek ofis uygulaması), Gaim (MSN Live sunucularına bağlanabileceğiniz sohbet programı), Sudoku (tamamı ile bir hastalık), Sunbird (takvim ve randevularınızı tutabileceğiniz bir program) programlarının taşınabilir sürümleri mevcut.

Lite Edition 30mb, Open Office yerine AbiWord (sadece kelime işlem programı) var.

Base Edition 1mb, eğer istediğiniz uygulamaları seçmek istiyorsanız.

Pakette ayrıca bir yedekleme programı mevcut, böylece uygulamalarda kullandığınız ayarlar ve özellikler yedeklenmiş oluyor.

İstediğiniz başka uygulamalarıda http://portableapps.com/apps adresinden kendiniz ekleyebilirsiniz.

 

Yazdığım bazı yazıların örütbağında iznim olmadan kullanıldığını gördüm. Hatta kaynak bile belirtilmemiş kimilerinde ve sanki kendileri yazmış gibi gösteriyorlar. Örütbağı aleminde kimin kimden aldığı zaten iyicene karışmış durumda ama buna bir dur demenin vakti geldi sanırım. Eğer blogumda gördüğünüz bir yazı veya haber ilginizi çektiyse ve kendi blogunuzda kullanmak istiyorsanız en azından lütfen kaynağını link vererek belirtiniz. Bu şekilde "Trackback" olarak yazının altında sizin linkiniz belirecektir ve okuyucular konu ile ilgiliyse Trackback linkleri ile sizin sitenize ulaşıp sizin konu hakkındaki görüşlerinizi okuyabilir. Buda daha iyi bir okuyucu deneyimi yaratır. Karşıt fikirler daha iyi ortaya serilir. Okuyucu karşıt fikirleri öğrenme fırsatı bulur.

Okuduğum haber siteleri http://turk.internet.com ve http://www.dotnetkicks.com dışında sektör ile ilgili 49 yabancı ve 39 Türk blogunu okuyorum (bunlar son temizlikten sonra kalanlar). 1000 tane blog okuduğunu söyleyenlere pek inanamayacağım çünkü okuduğum bloglar günlük ortalama 400 civarında yazı üretiyor ve tamamını bir günde okumak neredeyse imkansız. Özellikle tüm gün çalışan, evli ve çocuklu biri için imkansız. Bu bloglarda gördüğüm ve değer verdiğim yazı, haber ve ipuçlarını paylaşmak istersem de kesinlikle kaynak belirtirim.

Yazdıklarımı alıp kullanmak zaten serbest, ama kaynak belirtmezseniz bu biraz ahlaksızlık oluyor. Ayrıca diğer bloglara link vermeniz sizin blogunuzun değerini arttırır. Kişilerin sizi bulması kolaylaşır. Daha fazla kitleye ulaşırsınız. Kaynak belirtmemenin sebepleri de olabilir, örneğin kişisel problemler veya ilk ben buldum desinler veya fikre karşıt olmanız gibi. Örütbağında ilk sizin bulduğunuz bir site, haber vs. gösterebilir misiniz? Biraz zor, o haberi ilk sizin yazmanız gerekir ki ilk siz bulabileseniz.

Link vermeme sebebiniz ne olursa olsun haberin kaynağını belirtmek ahlak çerçevesi içinde uygulanması gereken bir davranıştır. Lütfen kaynak belirtelim ve link vermekten kaçınmayalım. Elit bir tartışma ve fikir alışveriş ortamı yaratmak istiyorsak en azından bunu yapalım.

 

Frank Arrigo Microsoft'un en baba blogcularından ve blog olayına atılmama neden olan kişi. Blogunda okuduğum kadarı ile Office 2007'de kullanılan menü sistemi ücretsiz olarak lisanslanabilecekmiş. Yani programlarınız da bu tür menüler oluşturabilecekseniz.

Her ne kadar uzak durmaya çalışsam da eninde sonunda kuracağım Office 2007'yi. Tabii önce yeni bir laptop almam lazım ki Vista'nın tüm görsel özelliklerini kullanayım. Yukarıdaki haber iyi bir haber çünkü yazılım geliştiriciler görsel olarak bu tür özellikleri kullanarak daha iyi arayüzler üretebilirler. Öte yandan eminim bu ribbon menü olayını beğenmeyen pek çok kişi de vardır heralde. Birde Start menüsü için bir şeyler yapsalar çok iyi olacak.

 

Technorati tags: ,

Hüseyin'in de dediği gibi gibi Vista RTM sürümü yayınlandı.

Gerçi Vista için yeni bir bilgisayar almam şart. Herhalde sistemleri yenilemek için bundan iyi fırsat olamaz.

Eğer Vista ikonlarını XP üzerinde kullanmak isterseniz şuradan indirebilirsiniz. Sitede ayrıca arka plan resimleri de var.

Hani MS'in yaptığı bazı ürünler yerinde oluyorda kimiside ne bu yaa dedirten türden. Tamam fikir güzel, mekan güzel ama biz bunları taa ilk okulda yapıyorduk (ilk okulda filan yaptığımız yokta espri yerini bulsun diye). Bide öle ışıklı ışıklı yapınca olmuyor.

http://labs.live.com/photosynth adresinden de görebileceğiniz gibi abimler tüm resimleri bir araya toplayıp mekanın 3 boyutlu bir resmini ortaya çıkarmışlar. Milyonlarca resim bir arada. Niyesini nedenini sormayın bilmiyorum.

 

tags: ,

Bugün itibarı ile NETFx3.0 piyasaya çıktı. http://www.netfx3.com adresinden daha ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

Programlama konusunda benim en sevdiğim iki yeni atılım var, bunlar WWF (Windows Workflow Foundation) ve WPF (Windows Presentation Framework). WWF'in yıllardan beri hayalini kuroyordum zaten. Satır satır kod yazmak yerine var olan modülleri sürükle-bırak metodu ile programları geliştirmek hep istediğim bir şeydi. Bir adım daha yaklaştım bu hayalime. WPF ise bir uygulamada arayüz ile altında çalışan kodu tamamı ile birbirinden ayırıyor. Ekstradan öğrenmemiz gereken XAML dili olacak. XML tabanlı olduğu için öğrenmesi kolay bir dil.

NETFx3.0 ile yazılmış uygulamaları şu adresten indireceğiniz run-time ile çalıştırabilirsiniz. Vista için bir SDK da burada yer alıyor.

.NET Rocks sitesinde de sizin için seçtiğim bir kaç şov var.

Juval Lowy on .NET 3.0 bölüm 1

Juval Lowy on .NET 3.0 bölüm 2

Bir kaç podcast ile de olayı pekiştirelim.

WPF'e Giriş

Webde yazılım geliştirmenin geleceği

Birde CLR ekibinden ayrılan Joel Pobar'ın Dinamik Yazılım Dilleri hakkındaki söyleşisi ilginizi çekebilir.

Türkiye'de açık kaynak yazılıma karşı firmaların takındığı tutumu bilirsiniz. Hiç bir firma açık kaynak kullanmak için belirli bir çaba ve bütçe ayırmaz. Genelde açık kaynak kullanmak için atılımda bulunan firmalarda bu konuda hiç para harcamayacaklarını düşünürler. İster açık kaynak kullanın ister ücretli yazılım, hemen hemen aynı bütçeyi harcamanız gerekir aslında. Lisans ücretlerini ödemeyeceğinizden dolayı Açık Kaynak için olan bütçe biraz daha düşük olabilir tabii.

Açık Kaynak her zaman düşük maliyet anlamına gelmez. Sistemlerin çalışır tutulması, bakımı, isteğe özel değişikliklerin yapılması ve güncellemelerin uygulanması gibi konularda gene uzmanlara ihtiyaç olacaktır.

Peki nedir Açık Kaynak kullanmak ile kazancımız? Öncelikle şöyle düşünün. Firmanızda 3 kişi açık kaynak sistemleri ayakta tutmak için çalışıyor olabilir ama aslında arkanızda o açık kaynak projeye destek veren herkes vardır. Bir sorun çıktığında veya yama gerektiğinde bunu çok hızlı biçimde elde edebilirsiniz. İş dünyasında vakit=nakit olduğuna göre göz ardı edilmemesi gereken bir özellik.

Öte yandan sistemin girdi çıktılarını ve içinde dönen olayları bildiğiniz için güvenilir bir yazılım kullandığınızı düşünebilirsiniz.

Diğer bir özellikte sistemi kendi istekleriniz doğrultusunda değiştirebiliyor olmanız. COTS uygulamalarda bulamayacağınız bir özellik.

Mevcut sistemler ile entegre ederken de rahatlık yaşayacaksınız çünkü istediğiniz değişikliği yapma imkanınız var.

Sonuç olarak maliyetler düşmüyor belki ama elinizde isteklerinize göre değiştirebileceğiniz, esnek bir altyapınız oluyor. Sizin firmanızda kullanılan açık kaynak yazılımlar var mı? Buraya yorum atarak bunları belirtmek ister misiniz? Firma ismini saklı tutmayı unutmayın (gerekiyorsa).

Daha önce Inversion of Control ve Dependency Injection olaylarından bahsetmiştim. Epeydir ilgilenemediğim ve bir yerlerde kullanmadığım için Castle projesinin son halini görüp değerlendirmeye vaktim olmamıştı. Bugün tekrar sitelerine baktım ve MonoRail, ActiveRecord (Ruby'deki gibi) projelerinin neredeyse esas sürüme geldiğini gördüm. 1 Kasım itibarı ile RC2 sürümü çıkmış. Çok çalışkan çocuklar bunlar.

Güzel bir ilerleme. Bu şekilde API'lerin artması benim çok işime geliyor. Şu sıralar NHibernate ile cebelleşiyorum vakit bulunca MonoRail ile takılacağım.

Hepsi olmasada bir takım yamaları halka açmışlar. Ürün Destek hattını aramadan da yamaları indirebiliyoruz artık.

Yakında toplu bir "service pack" çıkarırlar heralde.

MS'in www.coding4fun.com sitesi yeni sürümü ile karşımızda. Bu tasarım eskisine nazaran çok daha iyi olmuş. Eğlence olsun diye yazdığınız programlar varsa burada paylaşabilirsiniz.

Bu site RSS çıktılarına e-posta yolu ile üye olmanızı ve blogları e-posta olarak okumanızı sağlıyor. Sürekli takip ettiğim ve değer verdiğim bir kaç blogu bu şekilde okuyacağım. Bakalım nasıl olacak. Ayrıca e-posta olarak gelen blog girdilerine "reply" ederek yorum gönderebiliyorsunuz.

Ayrıca kendi RSS kanalınızı da buradan yayınlayabilirsiniz. "Publisher" menüsüne gidip RSS çıktınızın adresini veriyorsunuz. Bu adımdan sonra <!-- 5WQ038l6cGt6uhR --> gibi bir kod verecekler ve bu kodu blogunuzda ana sayfaya bir yerlere yerleştirmeniz gerekiyor. Yada benim gibi blog girdisi olarak koyabilirsiniz.

Microsoft'un basın açıklamasına göre IIS7 ile PHP bileşenlerinin eski PHP CGI modülünden maksimum 25 kat daha hızlı çalışabileceği bir modül geliştiriliyor.

Scott Guthri'den aldığımız bilgiye göre Zend firması ile yakın temasta bulunarak gerçekleştirilen bu modül PHP geliştiricilerine oldukça hızlı bir sunucu ortamı yaratacak. Ayrıca IIS ekibinin başı Bill Staples da nasıl kullanılacağı hakkında mükemmel bir yazı yazmış.

PHP geliştiricilerinin IIS7 ile daha da entegre olabilmesi ve IIS7 ile ASP.NET'in güzellliklerinden yararlanabilmesi için geliştirilmiş bu modül pek çok ekstra imkanı PHP uzmanlarına sunuyor. IIS7 ile gelen "Output Caching" özelliğini kullanabilme, ASP.NET'te olan "membership" ve "role management" sistemlerine entegre olabilme gibi (bunun sebebi IIS7 ile ASP.NET HttpModule sunucuya gelen her istemi uzantısına bakmaksızın çalıştırabiliyor ve nesneleri kullanıma sunuyor). Tabii ki PHP ile yazılmış açık kaynak uygulamalarınızın her sunucu ortamında çalışabilmesini istiyorsanız bunları pek kullanmayacaksanız. Ama heralde Microsoft'un da bu modül ile düşündüğü hedef pazar, açık kaynak uygulumaları değildir. Örneğin PHP Japonya'da kurumlar tarafından çok kullanılan bir dil (iş arama sitelerinden özümsediğim bir bilgi). Hemen hemen her devlet teşkilatı PHP ile bir şeyler yapıyor. Sanırım bu modül işlerine yarayacak bir modül olacaktır.

Öte yandan 25 kat hızlı çalışma olayı acaba Apache sunucuları ile karşılaştırıldığında ne kadar iyi veya kötü. Benim bu performans değerlendirmesini yapacak zamanım yok ama yapan bir babayiğit çıkarsa sonuçları burada yayınlayacağımdan emin olun.

Sonuç olarak bu bence çok büyük bir haber ve gelecekte oluşturacağımız entegre sistemler için bir belkemiği durumunda. Yazılım dili savaşları yapılırya hiç gereksiz yere. Bırakın ahkam kesmeyide en iyi entegrasyonu nasıl yaparız diye düşünün. Yarın öbürgün farklı altyapılar kullanan iki firma arasında veri alışverişini nasıl yapacağınızı ve müşterileri nasıl memnun edeceğinizi düşünün. Teknoloji, hayatımızı kolaylaştırmak için bir amaç olmaktan çıkıp araç olsun.

Bloguma bir yazı koymadan evvel biraz düşünürüm. Bu yazı ne anlatıyor, mesaj güzel aktarılmış mı, okuyan ne anlar? Genellikle ya eşime yada çevremdeki kişilere okutuyorum bakalım tepkiler ne olacak diye. Yazıpta yayınlamadığım yazılar çok ama bunları arşivlemiyorum da. İşe yaramaz damgasını yiyen yazı çöp kutusunu boyluyor. Daha sonra kafein ve adrenalinin (bunlara ilham perisi de demek mümkün) yüksek olduğu bir anda aynı konu üzerinde tekrar yazıyorum ve bir öncekinden çok daha iyi oluyor. Diğer bir yararıda kendi kendini çözümlemeye yol açması. Metafiziksel bir rahatlama ve dinginlik yaratıyor bu incelemeler. Kendimi bilme yolunda ilerletiyor beni.

Blog olayına başlamadan evvel bu tür denemelerim vardı. Şimdi açıp bunları okuduğumda "vay anasını" diyorum. Neydim ne oldum ve nereye doğru gidiyorum görülebiliyor. Gitar çalmaya ilk başladığımda kayıt ettiğim çalışmalarımı şimdi dinlediğimde farkına vardığım ilerleme gibi.

Bir fikrin oluşması, pişmesi ve uygulamaya konması aşamalarının arasında geçirilecek zamanın uzunluğu fikrin daha da olgunlaşmasını sağlayacaktır. Ani çıkışlar ile ve kızgınlıkla yapılmış işler ise kalıcı olmaz ve zaman kaybıdır. Bu yüzden tavsiyem en azından üretkenliği ve kaliteyi arttırmak için fikrin oluşması ve pişmesi dönemlerinde daha fazla vakit harcanması.

Cem istediğim Kuantum yazısını yazmıştı ama meşguliyetten şöyle oturup kendimi vererek okuyamamıştım. Nihayet zaman buldum ve okudum (kusura bakma Cem). Ellerine sağlık güzel bir yazı olmuş.

Verdiğin Pervane örneği gayet güzel ve yazı anlaşılması kolay diğer örneklerle dolu. Yazıyı okuduktan sonra düşünmeye başladım. Birbirinden farklı fiziksel kuralların hüküm sürdüğü iki farklı alem nasıl olurda bir arada çatışmadan durabilir diye. Bunda sanırım ilahi bir ders var. Yani biz daha ülkeler ve milletler olarak bir arada yaşıyamıyoruz ki. Başkasının fikrine saygı gösterip "buda böyle düşünmüş, olabilir" diyemiyoruz. Hep bir çıkar gözetme çabası ve hırs ile bürünmüşüz. Ya bize ters gelen şeyler yada daha önce hiç görmediğimiz fikirler ile karşı karşıya kalınca hemen korunma iç güdüsü ile bir savunma mekanizması ortaya çıkıyor.

İki zıt kavramın bir arada barış içinde yaşamasını simgeleyen Yin-Yang olayını bilirsiniz. Benim hayat felsefem biraz buna dayanır. Ben zaten huzur arayan bir insanım ve bunu da kendi içimde bulduğuma inanıyorum. Nasıl yakaladım? Rahatça yazar ve fikirlerimin arkasında dururum her zaman. Yanlış ise düzeltmeye her zaman açığım. Sadece yanlış olduğumu ispatlaman yeter. Kimliğimi saklamam ve kendim olmaktan korkmam. Bu da benim dışa dönük kişiliğimden (ecnebilerin extraverted dediği) kaynaklanıyor. Saklayacak çok fazla şeyi olan insanlar her zaman kendilerini tehdit altında hissederler ve savunma mekanizmaları yüzünden kaçırdıkları fırsatları görmezler bile. Yazık bu insanlara çünkü ilerlemenin gerisinde kalıyorlar. Umurlarında mı? Değil. Peki benim neden umurumda? Bilmiyorum...

Sonuç olarak kuantum teoremi bize zıt alemlerin bir arada harmoni içinde nasıl var olabildiklerini gösteriyor. Doğu felsefeleri de binlerce yıl önceden bunu destekler biçimde. Ömrümde tanıdığım herkese önyargısız yaklaşmaya çalıştım (%90 başarılı oldum diyebiliriz). Kimileri ile hala görüşüyorum kimileri ile de fikir ayrılıkları yüzünden bağlantı koptu. Kırgınlık veya kızgınlık ise yok bu görüşmediğim kişilerle. Sırf rant elde etme çabası ile hareket edenleri ise boşveririm. Yarardan fazla zarar verirler.

Siz yakaladınız mı iç huzurunuzu, kendiniz olabiliyor musunuz, maskelerinizi veya savunma mekanizmalarınızı kaldırmayı başarabildiniz mi? Bunları yaptıkça çevreniz de değişiyor. Çevrenizde de sizin gibi şeffaf (içi dışı bir) insanlar toplanmaya başlıyor. Yukarıdan bakıldığında Mahatma Gandi benzeri sistemin kokuşmuşluğuna karşı pasif direniş gibi gözüküyor aslında. Kendi felsefemi irdelemeye başladığıma göre sanırım burada bu yazıyı bitirmem gerek . Hoşçakalın.

Arama



Hakkımda

Merhaba, ben Gürkan Yeniçeri. 10 yılı aşkın süredir özel sektör ve hükümet iştiraklerinde yazılım mühendisliği yapıyorum. Bu sitede 2005 Mart ayından beri genelde yazılım mühendisliği ve hobilerim hakkında yazmaktayım. Profesyonel iş geçmişim hakkında daha fazla bilgiyi aşağıdaki Linkedin.com linkinden alabilirsiniz.
Gürkan Yeniçeri'nin profilini görmek için tıklayın

Kontak

Soru sormak veya öneride bulunmak isterseniz buradaki kontak formunu kullanın. Mesajlarınıza en kısa zaman içinde cevap vermeye çalışacağım. Ayrıca Windows Live Messenger kullanarak gyeniceri {AT} hotmail {DOT} com adresinden bana ulaşabilirsiniz.

Eğer İngilizce blogumu okumak isterseniz buraya buyrun.
Blogumu RSS Bandit gibi bir RSS okuyucusu ile de takip etmek için kullanın.
Ayrıca aşağıdaki linklerden hakkımda ayrıtılı bilgi alabilirsiniz.
Twitter
Friendfeed
Facebook

RSS 2.0

Reklamlar


Vezir

Vezir Proje Danışmanı
Sitede birde Vezir isminde wikimiz var. Bu wikiyi yazmayı düşündüğüm bir kitap için oluşturmuştum daha sonra herkese açmaya karar verdim. Vezir yazılım firması kurmak isteyenlere tavsiyeler vermek için hazırlandı. Ayrıca UML ve Modül Tabanlı Geliştirme hakkında da bilgiler mevcut. Vakit buldukça yeni eklemeler yapıyorum. Değişikliklerden haberdar olmak için RSS çıktısına üye olabilirsiniz.

Tag Bulutu

Tüm taglar...
www.flickr.com
This is a Flickr badge showing public photos from gurkanyeniceri. Make your own badge here.
Bu blogda 265 yazı ve 509 yorum var. Diğer sitelerden 26 adet link gelmiş.

Reklamlar