January 2007 Entries etiketi ile ilgili girdiler...

Blogu olan tüm arkadaşlara sesleniyorum. Yedek bir blogunuz var mı? bir gün hosting firmanızın sunucuları çökerse ne yapacaksınız? Yedek blogunuzdan yayına devam edebilecek misiniz?

Bunun hakında epeydir düşünüyordum ve şöyle yapmaya karar verdim.

1- Windows Live Writer ile blogumdaki tüm yazıları lokale indirdim. (File - Open Post ve blogunuzu seçip yazıları tek tek Save As Draft seçeneği ile lokale kaydedin). Biraz zahmetli bir iş ama değiyor sonunda.

2- Wordpress.com'dan bir hesap aldım ve kategorilerimi tekrar orada oluşturdum.

3- Lokalde kayıtlı tüm yazıları Wordpress hesabıma gönderdim (henüz bitmedi)

4- Feedburner.com ile RSS çıktımı zaten düzenlemiştim. Eğer blogumda bir yaramazlık olursa Feedburner RSS'imi Wordpress RSS'ime çevireceğim ve böylece yayına aralıksız devam etmiş olacağım.

Aslında bilgisayarıma Wordpress kurup, blogumu buraya aktarabilir ve export yaparak XML dosyaları ile biraz oynayıp Wordpress.com'un istediği formatta bir import dosyası hazırlayabilirdim ama CityDesk benzeri bir araç istedim hep site veya blog yönetimi için. WLW'yi bu amaç için kullanmış olacağım.

Siz nasıl yapıyorsunuz? Yedeğiniz var mı? Blogunuzu nasıl yönetiyorsunuz? Yorum atarak bunları paylaşmak ister misiniz?

Yer Bayburt, Atatürk Üniversitesi 2. sınıfında okuyan ve yazılım uzmanı olmak için çalışan bir öğrenci var karşımızda. Esas programlama dersi öğretmeni gelemediği için bir lise öğretmenini derse sokuyorlar. Bu öğretmenin verdiği bir ödev var.

-SourceSafe hakkında bilgi topla ve yaz...

Öğretmene net olarak ne istediğini sorduğunda itiraz yok diyor. Çünkü öğretmen ne istediğini biliyor. Fakat bu öğrenci nereden başlayacağını bilemiyor çünkü örütbağı üzerinde yeterli bilgi de yok. Belli ki öğretmen de bu konu hakkında derste konuşmamış.

Hani sürüm yönetimi gibi bu araçlarla yapılan bir iş hakkında sorsan pek çok bilgi mevcut. Fakat Microsoft Visual Sourcesafe hakkında hakikaten Türkçe kaynak örütbağında yok. Bende bulamadım. Öğrencimizin de bu araca erişimi yok; kurup, kullanıp ne olduğunu anlayacak mali gücü de!!! MS Sourcesafe'in ise artık kullanılmayan ve yetersiz bir araç olduğundan ise hiç bahsetmeyeceğim. Halen daha bir öğretmenin bu konuda ödev vermesi üzücü. Konu Subversion veya CVS olsa, hem örütbağında ücretsiz mevcut, hemde kurup kullanmak için bir sürü dökümana erişmek olası.

Yazılım Uzmanı olmaya çalışan arkadaşımız bu işten çok sıkılmış ve okul bittikten sonra yazılım uzmanı olmamaya karar vermiş bile. Zaten finallerden ve ödevlerden şu sıralar kafayı yemiş durumda, birde üstüne üstlük böyle ne idüğü belirsiz bir ödev veriyorlar.

Sorarım, acaba bu öğretmen Sourcesafe hakkında hiç derste konuştu mu? Sürüm Yönetimi gibi çok gerekli olduğunu düşündüğüm bir konu derste işlendi mi? Programcılık sadece kod yazmak mıdır?

Bu öğretmen Sourcesafe hakkında bilgi topla ve yaz derken nasıl bir şey istediğini biliyor muydu? Belki de sürüm yönetimi konusunu kast etti ama sorma şekli yanlış. Belki de sürüm yönetimini Sourcesafe'den ibaret sanıyor. Team Foundation Server, Subversion, CVS vs. nedir duymamış ömründe. Bu öğretmen hakikaten bir şeyler öğretmek için mi orada bulunuyor yoksa salla başını al maaşını tarzında mı takılıyor? Eğer öyleyse gerçekten daha da fazla üzülücem. Zaten bu öğrencimize ve eğitimin kalitesine çok üzüldüm. Birde bu öğrencimiz gibi aynı sınıfta bu konu ile cebelleşen bir sürü başka öğrenci var. Allah'ım ölmek istiyorum bu acıya dayanamam.

Valla sizi bilmem ama bu olay beni çok etkiledi. Hakikaten çok üzüldüm. MEGEP projesi (www.megep.meb.gov.tr) çerçevesinde Tarık Bey'e yardım ediyordum az da olsa. MEGEP ile okullarda yazılım uzmanı yetiştirmek amaçlı olarak ders programları üretilmişti. Fakat dandik ve Türkiye bürokrasisine yaraşır bir biçimde sonlandı. Ders müfredatını geliştirmek için çalışan bir sürü gönüllü kişinin 12 aylık emeği boşa gitti. Yazılan tonla döküman boşa gitti. İşte Tarık Bey'in blogundan bir alıntı:

Ocak 2006 - Aralık 2006 tarihleri arasında MEGEP (www.megep.meb.gov.tr) için tüm zaman ve emeğimizi harcadık. Ama şimdi tam bir karmaşaya sürüklediler bizi. Ücretimizi 27 saatten 18 saate düşürüldüğü için istifa dilekçelerimizi verdik. Ama tabi bizi oyalama yöntemi ile verilen görevleri zorla yaptırma yoluna gidiyorlar.

1 - BTT (Bilişim teknolojileri temelleri) dersinin son 5 modülü olan programlama ile ilgili modüllerim okullarda BASIC dersi imiş gibi gösteriliyor. Bu sebeple yazdığım onca içerik işlenmiyor. 250 sayfalık derleme kaynak boşa gitti.

2 - Access modüllerinin ilk 2'si hariç kalanlardan yazdığım 3 modül boşa gitti. istifa ettiğimiz için.

3 - Erkek Teknik için hazırladığım http://etogm2.meb.gov.tr Modül takip projesi silindi. Kullanılamadan boşa giden 2 aylık emek...

Yani son bir yılda yaptığım çalışmaların %90'ı "boş", faydasız hale geldi bir anda. Verilmeyen "telif" haklarımız da unutulmamalı.

Modül takip projesinin bir yansısı http://www16.brinkster.com/tbagriyanik/modul adresinde de vardı.

Bu insanlar Türkiye'de bir şeyleri düzeltmek ve daha da iyiye götürmek için neredeyse karın tokluğuna emek sarfediyorlar. Yaptıkları işi seviyorlar ve gönülden çalışıyorlar. Fakat her zaman olduğu gibi aptalca bürokrasiler ve bakanlıkların anlaşılması zor kararları yüzünden emekler çöpe gidiyor. Türkiye'nin ileriye gitmesini istemeyen birilerinin bir oyunu mu yoksa bizim ürettiğimiz dandik kurallar ve yönetim şekillerinin bir ürünü mü bu olanlar?

Bu kadar nefretle okuyan öğrenci ondan sonra hacker oluyor tabii. Aynen Anakin Skywalker'ın korkularından dolayı oluşan nefreti ve akabinde de karanlık güçlerin tarafına geçişi gibi. Tema aynı. Nefretle okuyan öğrenci mezuniyetten sonra kendini hazır hissetmediği için bir işe girmek yerine hacker oluyor. Kolay yolu tercih ediyor çünkü elinde yeteri kadar bilgi birikimi yok. YAZIK. Ne ülke ekonomisine bir katkısı nede kendisine bir yararı oluyor.

Üniversite kişilere nasıl araştırma yapacağını ve doğru bilgilere nasıl erişip analiz edeceğini öğreten bir kurum olmaktan çıkıp, sınavların ve ödevlerin öğrencileri bezdirmek için kullanıldığı, ödül ve ceza yöntemi ile sözüm ona eğitimin yapıldığı bir yer durumuna dönüşüyor. Türkiye nasıl bilişim çağında diğer milletlerin yanında yer alacak? Alt yapı olmayınca nasıl üstüne sağlam yapılar kuracağız? Teknolojoyi bu kadar tüketmeyi seven bir toplumsak neden üretimi için bir şeyler yapmıyoruz? Neden MEGEP gibi bir proje için çalışan insanların emeklerini bir kalemde çöpe atıyoruz? Neden Allah'ım neden?????

Bir iş kurmak istiyorsunuz fakat çok fazla rakibiniz olacak bir pazarda iş yapacaksınız. Müşterilerin sizin ürününüzü kullanması için nelerden vazgeçmeleri gerekiyor? Bu soruyu müşteri tarafından ele alırsak; müşteri sizin ürününüze geçmek için vazgeçmesi gereken özelliklerden vazgeçebilecek mi?

Sizin ürünün ne özelliği var da müşteriler şimdiye kadar kullandıkları rakip ürünü bırakıp, tamamen farklı olan sizin ürününüzü kullanmaya başlasın ki? Kara kaş? Kara göz?

Yeni bir pazara adım attığınızda yada çok iyi bildiğiniz bir pazara firma olarak giriş yaptığınızda müşterinin sizin ürününüzü kullanması için bazı özelliklerden vazgeçmesini beklemek çok yanlış olur.

Müşteri sizin ürününüze geçmek için fedakarlık değil açgözlülük gösterir. Tüketici psikolojisi zaten buna dayanır. Yani hem rakip üründe olan özellikler hemde sizin ürününüzün ekstra özelliklerinin toplamı müşteride kullanmak için bir arzu uyandırır.

Piyasa takibi ve rakip firmaların ürün özelliklerinin takibinin önemi bu aşamada ortaya çıkıyor. Eğer pazarda herkesin yaptığını ve ek olarak bir kaç özellik daha sunabiliyorsanız başarılı olmanız için yeterli zemin sağladınız demektir.

Geriye dönük uyumluluk ve rakip firmaların ürünleri ile uyumluluk bunlardan ikisi. Diyelim ki müşteri X ürününü kullanıp bir veritabanı yaratıyor ve Y firmasının veritabanı uygulamasına geçmek istiyor. Y firmasının veritabanı X ürünü ile tamamı ile uyumlu olmalıdır ki müşteri karar verme aşamasında rahat davransın ve sancı yaşamasın. Ayrıca Y firmasının ürünü ekstra hizmetler de sunmalı ve bu hizmetler müşterinin her zaman istediği fakat X ürününden alamadığı hizmetler olmalı.

Bir kere ürünü satıp sunduğunuz hizmetleri olduğu gibi bırakmakta iyi değil. Pazar takibi sürekli kendini tekrar eden bir analiz sistemi ve rakipleriniz sizi alt etmek için her türlü yolu deneyecektir. Mevcut müşteri tabanınız rakip firmaların ürünlerinde bulunan özellikleri talep edecekdir. Bu taleplere cevap verebilmenin tek yolu önceden ürün hizmetlerinin planlanıp (müşteriden gelecek geri beslemeler ve pazar takibi ile) sürümlere ayrılması ve müşterilere sunulmasıdır.

Firmanızda rakipleri analiz edecek ve müşterilerden gelecek yeni fikirleri değerlendirecek bir departmanınız var mı? Üründe olacak özelliklere kim karar veriyor? Müşteriyi de projeye dahil edip fikirlerini soruyor musunuz? Önünüzdeki 10 sürümü planlayacak kadar hizmeti listeleyebiliyor musunuz? Bu sorulara vereceğiniz cevaplar sizin pazar payınızı ve devamlılığınızı büyük oranda etkileyecektir.

Duraksama Dönemi

Kimi firmalar sadece bakım ücretleri ile ayakta kalmaya çalışır. Firma stratejisi olarak üründe her hangi bir geliştirmeye gitmezler. Çünkü müşteri tabanları o kadar iyidir ki pazarın neredeyse %50sini ellerinde tutarlar. Yeni teknolojileri takip etmek yerine ellerinde olanla yetinir ve mevcut müşterilerden gelen hatalar ile uğraşırlar. Bu aşamaya gelmiş bir firma bence Duraksama Dönemine girmiş demektir. Eski parlak günleri yakalamak ve daha da büyümek için hem yeni teknolojilerin takibi hemde bunların üründe uygulanması için planlanması gerekir. Pazarda kalmak için gelişme şart.

Duraksama Dönemindeki bir firmada çalışmak ise pek zevkli bir iş değildir. Genelde müşteri destek işleri ile uğraşır ve teknolojinin gerisinde kalırsınız. Bildiklerinizi dahi unutursunuz. Kod yazmak için pek fırsat olmaz. Artık başka maceralara doğru kanat açma vakti gelmiştir. Eğer mutluysanız diyeceğim yok tabii.

Firma hacminin büyümesi beraberinde kurumsallaşmayı getirir. Profesyonelliğin birinci kuralı mümkün olduğu kadar işi sektörün önde giden firmaları ile kontrat yöntemi ile yapmanız. Böylece bütçelendirmeyi daha rahat yapabilirsiniz. Bilgisayarları, ağınızı, sunucularınızı ve kullandığınız yazılım araçlarını yenilemek amacıyla tedarikçi firmaları iyi seçmeniz sizin için iyi bir referans olur. Müşteriye güven verir. Veri güvenliği ve politik sebeplerden dolayı dışarıya veremeyeceğiniz işleri ise kendi içinizde profesyonel olarak çözebilmek, yönetim anlayışının değişmesine neden olacaktır. Daha önceleri tepeden tek bir kişi tarafından yönetilirken, şimdi yönetimi tabana yayıp firmayı bölümlere ayırmak ve her birimin kendi içinde kendi kurallarını çıkartmasını sağlamak gerekir. Tabii ki en önemli şey birimler arası haberleşme olmalıdır.

Sonuç

Bir firmanın pazarda geçireceği evrelere kuş bakışı bakmaya çalıştım. Önümüzdeki engeller ve püf noktalarından bazılarına değindim. Kurumsallaşma ve hacim büyümesi ile ilgili deneyimlerimi yazmaya çalıştım. Umarım yararlı olmuştur.

Uzun zaman oldu Yahoo Messenger'ı kaldıralı. Windows Live Messenger genelde kullandığım chat aracı oldu.

Yahoo Messenger Vista için WPF kullanılarak yapılmış sürümünü çıkartmaya hazırlanıyor. http://messenger.yahoo.com/windowsvista.php adresinden videosunu seyredebilir ve çıktığında haberdar olmak için kendinizi ekleyebilirsiniz.

 

Technorati tags: , ,

Evet destekliyorum. Kurdum ve çok beğendim. Bu çalışmanın devamını diliyorum. Yüce rabbimden bu insanların bileklerine ve akıllarına kuvvet diliyorum.

Pardus... Özgürlük İçin...

Seth Godin http://www.terapad.com isimli sitenin reklamını yapmış. Görünüşe göre oldukça profesyonel bir blog sitesi. Bir hesapta sizi alın eğer hala bir blogunuz yoksa. Ücretsiz olduğunu söylemeye gerek yok heralde.

Dayanamayıp ben aldım bir tane http://gurkan.terapad.com/ .

 

 

Technorati tags: ,

Ne matriki be bunlar benim tansiyon haplarımMilliyet'in sayfalarında şu yazı ilgimi çekti.

Bende Ego Sörfü, Enfornografi, Kısmi Blog İfşacılığı, Akut Google Takibi çıktı. İlaç olarak bi Vikipedi mi alsam acaba .

Epeydir kullandığım ve Joomla temalarından esinlendiğim sitemin arayüzünü değiştirdim. Bu sefer biraz daha CSS olayına asılıp okunması rahat bir tema yaptım ve büyük abilerimi gene biraz taklit ettim.

Bu tema okuyucular için daha bir temiz oldu. Yüklenmesi diğerine göre biraz daha hızlı. Okunması kolay bir font ve büyüklüğü seçtim. Yandaki menüleri başka bir yere taşıdım ve Türkçe sosyal linkleme sitelerine her girdi altında linkler verdim. Kullanımı da daha rahat oldu.

Birde girdileri yazıcıdan basmak isterseniz, menüleri veya site başlığını basmamak için ayrı bir css yaptım. Artık sadece yazının kendisi ve yorumlar basılıyor.

Program yazarken veya blogunuzda kod verirken dikkat edin. Değişken isimlerinde eğer i, j, dizi, dosya, deger, sayi1, sayi2 gibi isimler kullanırsanız mahkeme kapılarında sürünmekten kurtulamayabilirsiniz.

Bu nereden mi geliyor. Memik Yanık'a Zirvedeki Beyinler yazarlarından açılmış davadan. Görünüşe göre Memik Yanık Bey kitabında bu değişken isimlerini kullanmış, Zirvedeki Beyinlerde bu olaydan içlenip dava açmışlar bizden çalıntı yaptı diye. Buluttan nem kapan bir tabiatı var bu Zirvedeki Beyinler'in herhalde.

Memik Yanık ile hiç tanışmamış olsamda değerli bir hoca ve yazılım dünyasında kendimi bildim bileli var olan bir insan olduğunu biliyorum. Programlama.com üzerinde herkese tavsiye etiğim bir yazar. Bende bir kaç kitabı da mevcut. Anlatımı kolay ve okunabilir kitaplar yazıyor.

Öte yandan bu Zirvedeki Beyinler ile ilk tanışmam Sefer Algan'ın blogundaki girdi ile oldu. Sefer Bey de bu Zirvedeki Beyinler'in çalışmalarını pek beğenmemişti (sitesine link verecektim ama kapalı www.seferalgan.com). Bende yazarlar arası bir çekişme sanmıştım. Kitaplarını alıp okumak ve karşılaştırmak için fırsatımda olmadı.

Zirvedeki Beyinler'in bu ahlaksız davranışı hakikaten çok alt seviye bir davranış. Yani sırf pazar kavgası için böyle çirkeflik yapılmazki. Sen yaz kitabını, hakikaten güzel bir eserse herkes zaten alır okur.

Zirvedeki Beyinler'in bu davranışı kınıyorum...

Daha önce yazdığım şu yazıya atılan bir yorum üzerine bu yazıyı yazıyorum. Genel olarak yeni mezun olmuş ve yazılım uzmanı olarak işe başlamış bir kişinin yöneticiliğe doğru uzanan yolda katetmesi gereken aşamaları deneyimlerimden yararlanarak yazmaya çalışayım.

Hiç kimse evrenkentten mezun olur olmaz yöneticiliğe soyunmaz yada soyunmamalıdır. Yüksek lisans dahi yapmış olsanız yöneticilik için gereken vasıflar henüz sizde bulunmaz çünkü yaşadığınız çevre sizin gibi insanlardan oluşmuş izole bir çevredir (okul ve öğretmenler) ve ilişkiler yüzeyseldir, amaçlar farklıdır. Proje yönetimi ve insan ilişkileri konusundaki deneyimin azlığı, firma içi kültürlerin bilinmemesi, stres durumlarında ne yapılacağının bilinmemesi, planların zaman içinde nasıl değiştirileceğinin bilinmemesi, kalite arttırımı ve testleri konusundaki deneyimin azlığı önümüzdeki engellerden bir kaçıdır. Yeni mezun olmuş bir yazılım uzmanının yönetici olabilmek için geçireceği evrelere bir bakalım.

Mezuniyet ve ilk projeler

Mezuniyetten sonra tek hedefiniz bir firmada çalışmaya başlayarak hünerlerinizi geliştirmektir. Evrenkentteki hocalarınızdan birer referans mektubu isteyin (ingilizce ve türkçe mümkünse) ve özgeçmişinize referans olarak yazmak için izin alın. Gireceğiniz firmanın yeni bir projeye başlıyor olması daha tercih edilen bir durum olmalıdır. Firma seçmek için yeni işe girecek mezunlara yazdığım şu yazıdan ve kariyerinize karar vermek için şu yazıdan yararlanabilirsiniz. Ücret bu aşamada önemli olmamalı ve size öğreteceği yetenekler ön planda tutulmalıdır. Unutmayın; okul bitti ama öğrenme süreciniz bitmedi. En azından 4 yada 5 projede yer alıp gözlemlerinizi sürdürmelisiniz. Bu arada kalın ve çizgisiz bir defter edinin ve projelerde yaşadığınız olayları, aksayan noktaları, bu aksayan noktaların nasıl çözülebileceğini, yönetimin davranışlarını, projenin gidişatını, iş arkadaşlarınızın davranışlarını ve aklınıza gelen her türlü bilgiyi ve deneyimi not edin. Bu defter sizin kara defteriniz olacak ve hiç kimsenin görmemesi gerekiyor. Her akşam bu deftere yazdığınız notları tekrar tekrar okuyun. Yapılan yanlışlardan yada doğru yöntemlerden feyz alın. Eski yazdığınız bilgiler yada deneyimler zaman içinde geçerliliğini kaybetmişse bunları da yenileyin ve nasıl bir değişime uğradığını anlamaya çalışın.

Bu aşamada yönetime veya proje müdürlerine bir öneri veya tavsiyede bulunmayın zira sizi dinlemezler ve boşuna vakit harcamış olursunuz.

%100 kod yazıp size verilen işleri zamanında bitirmek için elinizden geleni yapın. Zaten tüm planlar sizin için yapılmıştır ve bitirme zamanları planlanmıştır. Tek işiniz kod yazmak ve zamanında bitirmektir.

Problem çıkartmak yerine problem çözücü olarak tanınmaya gayret gösterin. Hoşunuza gitmeyen eylemler ve bir şeyler söylemek istediğiniz durumlar olacaktır ama kendinizi tutun. Problemleri çözmek proje müdürünün veya yönetimin işidir. Sizin işiniz kod yazmak. Sektörde ilerleyip iyi bir yerlere gelebilmek sizin hedefiniz ve bu hedef doğrultusunda bu sorunlara katlanıyorsunuz.

Firma kültürünü öğrenin ve uygulayın. Standartları, davranış şekillerini, insan ilişkilerini, üst ast ilişkilerini ve organizasyon şemasını çok iyi öğrenin. Firma kültürüne ters gelecek davranışlardan kaçının. Ancak fikriniz sorulduğunda konuşun aksi takdirde ağzınızı açmayın.

Bu devrede okunacak kitaplar tamamı ile yazılım ile ilgili olmalıdır. Kullandığınız yazılım dilini anlatan, veritabanını anlatan, üst seviye konuları anlatan kitaplar edinmeye ve yeteneklerinizi geliştirmeye bakın. Code Complete, Writing Secure Code, Agile Modeling her zaman kitaplığınızda bulunması gereken kitaplardan. Yeni teknolojileri ve ürünleri takip edin, kurun, deneyin. Personal Software Process, Best Software Writing I, Joel on Software ek olarak okumanız gereken kitaplardan. Okurken kara defterinize notlar alın ve projede uygulamak için fırsat kollayın.

İngilizce bilmiyorsanız hemen bir kursa giderek öğrenin. Yabancı yayınları, blogları, siteleri, kitapları takip etmek için bu gerekli. Takip edeceğiniz bloglara bir kaç örnek olarak benim takip ettiğim blogları vereyim (genelde .NET ve yazılım mühendisliği ile ilgili):

Yabancı bloglara örnekler

Türkçe bloglara örnekler

Daha pek çok blog bulabilirsiniz ve sizin sektörünüze göre bunları çoğaltmak mümkün.

Aileniz ile yaşadığınızı ve gelirinizin kısıtlı olduğunu varsayarak önemli bir tavsiye vermek istiyorum. İlk bir kaç maaşınız ile paranın alabileceği en iyi bilgisayarı alın. Evde bilgisayar başında geçireceğiniz zamanı iyi değerlendirmek için çeşitli yeni teknolojileri veya birbirine zıt teknolojileri denemeniz ve görmeniz gerekiyor. Firmada imkan bulamadığınız programları yada rakip firmanın ürünlerini evde kurarak denemek size farklı bakış açıları katacaktır. Bunun için bir plan yapın; örneğin bir haftayı belli bir programa ayırın ve genel olarak neler yaptığını öğrenmeye çalışın. Nasıl kurulur, kaldırılır, yönetilir öğrenin.

Maaşınızın bir bölümünü ayrı bir banka hesabında biriktirin. Almak istediğiniz şeyler için hedefler koyup parayı bu şekilde kullanın. Evin telefon faturasını (internet için en fazla sizin kullandığınızı varsayarak) veya broadband ödemelerini siz yapmaya başlayın.

Açık Kaynak projelere katılıp kendinizi gösterin. Yada bu tür bir projeyi siz başlatın. Sourceforge, Codeplex bu tür projeleri bulabileceğiniz yada başlatabileceğiniz tonla siteden ikisi. Genel bir bilgi açısından yazdığım şu yazıyı okuyabilirsiniz (bitiremediğim bir yazı). Kara defterinizde proje vasıflı fikirler eminim vardır. Bunları biraz daha pişirip proje olarak yapmaya çalışın. Sağlayacağınız deneyim paha biçilemez olacaktır. Firma içinde çalışma imkanı bulamadığınız teknolojileri veya dilleri bu şekilde çalışıp öğrenebilirsiniz. En güzeli firmada geliştirdiğiniz ürünü birde açık kaynak olarak geliştirmek olur :-). Bu projeleri özgeçmişinize de yazın.

Bir sonraki aşamaya geçmek için bazı göstergeler vardır. Zaman geçtikçe firmadaki kıdeminiz artar, yeni gelenlere sistemi öğretmeniz istenir, sorun çıktığında size sorarlar veya içinden çıkılması güç işleri size verirler. Belli modüllerin tüm sorumluluğunu size verirler, müşteriye sunum yaptırırlar, kurulumlara ve müşteri ziyaretlerine dahi gönderebilirler. Tüm bu saydıklarım bir üst aşamaya geçmeniz için birer göstergedir. Bir sonraki aşama Kıdemli Yazılım Uzmanlığıdır.

Özetlersek

  • Yeni bir projeye başlayan firmaya girin
  • Ücret önemli değil
  • Kalın çizgisiz bir defter edinin, not tutun
  • 4 yada 5 projede yer alın (aynı anda değil tabii ki)
  • Açık kaynak projelere katılın/başlatın
  • Okunacak kitapları edinin ve blogları takip edin
  • İngilizce öğrenin (eğer bilmiyorsanız)
  • İyi bir bilgisayar alın
  • Maaşınızı çar çur etmeyin, planlı harcama yapın
  • Bir sonraki aşama için göstergeleri iyi takip edin

Yukarıda anlattıklarım ilk 4 yada 5 yılınızı alacaktır. Bu arada özgeçmişinizi sürekli yenileyin ve yaptığınız işleri sıralayın. Çalıştığınız firma size yükselme fırsatı vermiyorsa başka bir iş arayışı içine girebilirsiniz. Eski firmanızla ilişkilerinizi iyi tutmanız size ilerde iyi referans verecekleri garantisini sağlayabilir. Bu yüzden firmanızdan ayrılırken tüm kapıları kapatmayın ve muhakkak referans mektubu alın. Referans mektubunda firmaya giriş ve çıkış tarihleri, yaptığınız işin vasfı, görev aldığınız projeler, başardığınız işler, kullandığınız teknolojiler açık seçik yazmalıdır. Mümkünse hem İngilizce hem de Türkçe referans mektubu isteyin.

Kıdemli Yazılım Uzmanı

Maaşınıza zam istemeniz doğaldır ama fazla uçmayın. Bir önceki aşamanın sonlarında öğrendiğiniz insan ilişkileri sizin için bir temel olacaktır. İlişki kurmanız gereken organizasyonlara bir bakalım.

  • Yazılım ekibindeki yeni kişiler
  • Pazarlama Ekibi
  • Müşteriler
  • Yönetim

Herkesin farklı dil konuştuğu, herkesin teknik bilgileri bilmediği bir ortamdasınız. Burada geliştirmeniz gereken yeteneğiniz dinleme ve anlamadır. Aynı konuyu farklı ağızlardan farklı cümleler kullanarak duyarsınız. Hem sizin kelime hazneniz genişler hemde kiminle nasıl konuşacağınızı öğrenmeye başlarsınız. Ürettiğiniz dökümanları başkalarının okumasını sağlayarak ne anladıklarını test edin. Uzun bir öğrenme devresi ve %70 kod yazımı, %30 insan ilişkilerinin analizi ile geçecek bir dönem. Yapacağınız işleri anlamak için Anyazu hakkında yazdığım yazıyı bir okuyun.

Stres ve risk yönetimi konusunda da deneyimlerinizi arttırmanız gerekiyor. ISO ve IEEE standartlarını inceleyerek bu konularda bilgi edinebilirsiniz. CMMI, SPICE, ISO, IEEE hakkında genel bilgilendirme için yazdığım yazı işinize yarayabilir. Ayrıca zamanınızı iyi kullanabilmek için yaptığınız her işin ne kadar zaman alacağını planlayıp, iş bittiğinde de plan ile gerçek geçen zamanı karşılaştırmanız ve dersler çıkarmanız gerek. Böylece ileride size verilen görevler için ürettiğiniz tahmini zaman çizelgeleri daha gerçekçi hale gelecektir. En azından MS Project nasıl kullanılır öğrenin veya bir kursa giderek temel proje yönetimi hakkında bilgi edinin. Çalıştığınız firma size bu kursu almak için yardım sağlamıyorsa hafta sonlarını kullanarak ve cebinizden ödeyerek gitmenizi tavsiye ederim (bir önceki aşamadan biriktirdiğiniz parayı kullanın). Temel kursu bitirince ileri seviye kursunu da alın ve öğrendiklerinizi harfiyen uygulamaya çalışın. Bir Yüksek Lisans programına da katılabilirsiniz, eğer yarım zamanlı bir program bulursanız ve yeterli paraya sahipseniz veya firma sizi destekliyorsa kesinlikle tavsiye ederim.

Project Management Body of Knowledge (PMBoK) isimli kitabı internetten indirin ve okuyun. Linkteki biraz eski ama işnize yarar. Yada http://www.projectmanagement.net.au sitesine üye olarak son PMBoK kitabını okuyabilirsiniz. Bu kitap genel proje yönetimi ile ilgili bir yayındır ve içinde yazılım alanında da kullanılabilecek pek çok bilgi mevcut. Geleneksel proje yönetimi metodları dışında Agile Project Management with Scrum isimli kitabı öneririm. CMMI hakkında kaynakları bulup okuyun. Software Engineering Institute'ün sitesinde CMMI hakkında okuyacak pek çok döküman mevcut. En hoşuma gideni ürün geliştirenler için üretilmiş bu döküman. Okunacak çok fazla materyal olduğu için okuma saatlerini planlamanızı öneririm. Böylece neyi ne zaman ve ne kadar süre ile okuyacağınızı bilirsiniz.

Özel hayatınızdan hiç bahsetmedim ama psikolojik ve mental sağlığınız için gerekli bir unsur. Ailenize, sevdiklerinize veya hobilerinize zaman ayırın. Tabii eskisi kadar zaman ayıramayabilirsiniz, bu doğal. Ben hem Aikido hem Judo yapıyor, perşembeleri grubumla çalıyor, salıları da tırmanışa gidiyordum. Bir gün çok fazla hobim olduğuna karar verdim, artık zaten eskisi gibi de zamanım olmuyordu yapmaya ve Aikido ve Judoyu eledim, Salı tırmanışları kendiliğinden bitti, grubumda iki haftada bir ancak toplanıyor. Böylece geleceğim ile ilgili işlere (ekmek parası kazandığımız işlere) daha fazla zaman ayırabildim. Gitar çalmak ve Scuba Dalışı geriye kalan tek hobilerim.

Okunacak kitaplar Peopleware, Mythical Man Month, Team Software Process. İnsan ilişkilerini anlatan psikoloji kitapları da işinize yarayabilir.

Kara defterinize ilişki kurduğunuz insanları ve özelliklerini not edin. Birileri ile tanıştırıldığınızda kimin tarafından tanıştırıldığınızı not edin. Sizi en fazla birileri ile tanıştıran kişi “sosyal simsar” dır. Sosyal simsarlar çevrenizi geliştirmek için çok işinize yarar. Sosyal simsarları iyi belirleyin ve ilişkilerinizi daima sağlam tutun. Özel günlerde kart göndermek yada bir e-posta atmak ta çok zor değil. Bunun için adres defterinizi sürekli güncel tutmanız gerekiyor. Ben Outlook kullanıyorum ve tüm kontaklarım burada kayıtlı.

Çevrenizi geliştirmek için firma dışı seminerlere ve toplantılara katılın, notlar alın, ürün CDlerini isteyin, firmalardan kontak kuracağınız kişilerin kartlarını almaya çalışın. Çalıştığınız firmadan kartvizit isteyerek her gittiğiniz yerde dağıtın. Ne kadar fazla insanla tanışırsanız sizin için o kadar iyi çünkü firma içinde yeteri kadar farklı psikolojide insana rastlayamazsınız. Firma dışı aktiviteler ile ilişkilerinizi güçlendirin. Kendinize bir grup oluşturup bir mangal partisi, LAN partisi (oyun oynamak için), veya gezi düzenleyebilirsiniz. İş dışında yapılan aktiviteler size farklı iş imkanları veya fırsatlar sunabilir. Özgeçmişinizi mümkün olduğu kadar çok firmaya gönderin ve 3 ayda bir de yenisini göndermeyi unutmayın.

Dış görünüşünüze önem verin. Takım elbise ve gravat ile kod yazmak zordur. Rahat edeceğiniz ve firma içinde kabul edilebilir bir dış görünüşü benimseyin ve stilinizi oluşturun.

Firmanın yeni alacağı projeleri veya işleri takip edin ve yönetici seviyesinde küçük işler almak için istekte bulunun. Aldığınız kursları ve planlama ile ilgili yaptığınız işlerdeki başarınızı referans gösterin. İşleri size vermeseler bile istekli olduğunuzu göstermek için iyi bir fırsattır. Eğer yönetimin size olan güveni belli bir seviyeye gelmiş ise eninde sonunda bu işleri almaya başlarsınız.

Toplam Kalite Yönetimi konusunda bir kaç kitap edinip okuyun. Ishikawa en iyi TQM yazarlarından biri ve Japonya'nın kalkınma planlarının arkasındaki isim. Kitaplarından What Is Total Quality Control? ve Guide to Quality Control tavsiye edeceklerim arasında. Yaptığınız işlerde kaliteyi nasıl ölçebilir ve nasıl yükseltirsiniz araştırın. Ortaya çıkan sonuçları projede uygulayın ve yararlarını test edin. Bu yöntemleri kara deftere not edin.

Değişiklik ve İstek yönetimi konularında da bilgilenmeye ve firma içinde bir sistem oluşturmaya çalışın (eğer yoksa veya yeterli değilse). Kıdemli Yazılım Uzmanı olduğunuz için yapacağınız tavsiyelerin dinlenme oranı yüksek olacaktır. Yapacağınız tavsiyeleri yazılı ve rakamlara dayalı olarak rapor halinde verin. Örneğin doğru bir Değişiklik ve İstek yönetimi sistemi ile üretkenliğin %65 artacağını ve isteklerin eskiye oranla %98 daha iyi yönetileceğini basit hesaplamalar ile gösterin. En sona bir maliyet/yarar analizi koyun ve firmaya sağlayacağı yararlardan bahsedin. Maliyeti düşüren bir unsur varsa vurgulayarak belirtin. Raporu aynı anda bir kaç üst düzey yöneticiye gönderin. Yöneticiler bu durumda iki şekilde davranırlar. Eğer ilerlemeye açık ve alttan gelen tavsiyeleri değerlendirebilecek kadar kendileri ile barışıksalar raporunuz iyi ellerde demektir. Fakat üstünüzdeki yönetici her şeyin en iyisini ben bilirim tarzında burnu havada birisiyse farklı bir yöntem izlemek gerekir. Gönderdiğiniz rapora kızmış veya hakarete uğramış gibi bile düşünebilirler. O zaman fikirler sanki onlarınmış gibi empoze edip sonuçlara kendilerinin varmasını sağlamanız gerekir. Raporunuz kağıtta yazılı olmaz belki ve başkası sahiplenebilir ama bu arada sizede bir yöneticilik görevi düşebilir. Hiç bir yöntem işe yaramıyorsa ayrılıp kendi firmanızı kurun ve o fikirleri hayata geçirmeye bakın. İşte birdenbire CEO oldunuz :-).

Eğer sonu olmayan, vizyonu dar bir firmada olduğunuzu ve ilerleyemeyeceğinizi düşünüyorsanız yeni bir iş arama zamanı gelmiş demektir. Kıdeminizin ve maaşınızın yükseleceği bir iş aramaya başlamanızı tavsiye ederim. Kesinlikle aynı maaşa yada aynı kıdeme sahip başka bir işe geçmeyin. Eski firmanızda kalıp bildiğiniz işe devam etmek sizin için daha iyi olacaktır. Ancak kıdem ve maaş daha yüksek olduğunda atlama yapın. Zaman alabilir ama büyük düşünmeden hedeflere ulaşılmıyor değil mi?

Vizyonu dar olan firmaya vizyonunu genişletmek için yardımda da bulunabilirsiniz. Genelde ufak firmalar büyümekten ve büyük projelere girmekten korkarlar. Çünkü yönetimi bir bela olacaktır. Bu tür bir projeye girmeyi ve yönetici olarak bu işi yapabileceğinizi düşünüyorsanız, geniş kapsamlı bir rapor hazırlayıp sunabilirsiniz. İlk başlarda diğerleri için ürkütücü olsa da zaman içinde firma tarafından da benimsenecek fikirler ve projeler ile firmanın vizyonunu genişletebilir ve kendinize yöneticilik pozisyonu imkanı yaratabilirsiniz.

Yönetici olabilmek için eğitim şart. Bunun için yukarıda bahsettiğim kursları muhakkak alın ve işyerinde de uygulayın. İnsan ilişkilerini geliştirmek ve dinlemeyi öğrenmek, risk yönetimi ve stres yönetimi konularında deneyim kazanmak çok önemlidir. Enterprise Risk Management isimli kitabı tavsiye edebilirim. Baskı altında çalışmak ve stres yönetimi deneyimi, problemleri önceden görebilme yeteneğinizi geliştirir. Personal Software Process ve Team Software Process kitaplarında anlatılan araçları uygulamak planlama konusunda gelişmenizi sağlar.

Benim söyleyeceklerim bu kadar. Gerisi size ve yeteneklerinize kalmış. Biraz yüzeysel bir anlatım oldu ama sanırım temel bazı bilgileri ve yolları göstermeye yeter. Kolay gelsin ve iyi seneler.

 

Az önce MSN üzerinde bir vatandaş ile sohbet ediyorduk. Tanımadığım biri, beni Programlama.com sayfalarından bulup eklemiş. VB6 hakkında bir soru sordu:

ben bir login prg
yapcam
da
ama
basit değil
mesela
20 kullanıcı var
bunlardan a şahsi giris yapınca
onun sayfası
b sahsi giris yapınca onun sayfası acılcak
ama sayfalarında
degisiklikler yapabilecekler
ve bunların saklanması lazım
iste ben burayı bilmiyorum
db
olayı
galiba
yrd edebilirmisiniz

İlk cevabım "yardım edemem" oldu çünkü okul ödevleri isteklerinden zaten gına gelmiş. Ama genel olarak anlatabileceğimi söyledim. VB6'mı, .NET'mi, Web sitesimi gibi sorulardan sonra olayın VB6 ile bir windows forms programı olacağını anladım.

Veritabanından bi haber olan arkadaşa önce veritabanı nedir nasıl kullanılır ve tasarlanır öğrenmesi için bir kitap almasını tavsiye ettim. Bu arada MSN üzerinde kullanılan ikonlar yüzünden bu arkadaşın mesajlarını okumakta biraz zorlandım.

Daha sonra bu veritabanına VB6 ile ulaşıp işlem yapabilmesi için başka bir kitap almasını tavsiye ettim zira bu konuyu benim MSN üzerinde anlatacak zamanım yok.

Bunlardan sonra madem programlama ile ilgileniyor diyerek VB.NET öğrenmesini tavsiye ettim. Çok farklı mı diye sorduğunda ise "Nesne yönelimli nedir" diye sordum fakat o konudan da bi haberdi. Bu arada MSN deki ikonlara zaman harcayacağına VB.NET öğrensen daha iyi olur dedim.

Bu son lafımdan sonra arkadaş kopuş yaşadı. Mesajını aynen kopyalıyorum:

alla alla
sabahtan beri sesimizi cıkartmadık
die
bizi mal sandın heralde
yakında sitende
hacked by turkhacker ı gorursun

Bundan sonra gel bu hacker olayından vazgeç, VB.NET öğren, başarılı bir kaç projeye imza at, Açık Kaynak nedir öğren dediysem de dinletemedim.

Böyle tipler çok var. Programlamanın Psinden anlamadan kendilerini hacker ilan ediyorlar. Sağdan soldan duydukları, exploitler, hack yöntemleri ile bir şeyler yaptığını sanıyorlar. Tamamı ile ego tatmini ve sonu olmayan bir iş. Ayrıca bir temeli de yok. Örneğin SQL injection yapar ama ne ismini bilir ne nasıl çalıştığını. Kopyala yapıştır ile her şey kolay tabii.

Superonline'a iş başvurusu yapmıştım web programcısı olarak (sene 1998) fakat internet üzerindeki sitemi referans olarak veremediğim için (Yeniçeri Warez) işi alamamıştım. O gün bırakıp bu olayları ileride işime yarayacak şeyleri öğrenmeye başladım. İyide etmişim.

Not: Eğer sitede "Hacked by Turkhacker" ibaresi görürseniz merak etmeyin. Bu vatandaş hacking olayında başarılı olmuş demektir. Olsun bizi gocundurmaz.

Arama



Hakkımda

Merhaba, ben Gürkan Yeniçeri. 10 yılı aşkın süredir özel sektör ve hükümet iştiraklerinde yazılım mühendisliği yapıyorum. Bu sitede 2005 Mart ayından beri genelde yazılım mühendisliği ve hobilerim hakkında yazmaktayım. Profesyonel iş geçmişim hakkında daha fazla bilgiyi aşağıdaki Linkedin.com linkinden alabilirsiniz.
Gürkan Yeniçeri'nin profilini görmek için tıklayın

Kontak

Soru sormak veya öneride bulunmak isterseniz buradaki kontak formunu kullanın. Mesajlarınıza en kısa zaman içinde cevap vermeye çalışacağım. Ayrıca Windows Live Messenger kullanarak gyeniceri {AT} hotmail {DOT} com adresinden bana ulaşabilirsiniz.

Eğer İngilizce blogumu okumak isterseniz buraya buyrun.
Blogumu RSS Bandit gibi bir RSS okuyucusu ile de takip etmek için kullanın.
Ayrıca aşağıdaki linklerden hakkımda ayrıtılı bilgi alabilirsiniz.
Twitter
Friendfeed
Facebook

RSS 2.0

Reklamlar


Vezir

Vezir Proje Danışmanı
Sitede birde Vezir isminde wikimiz var. Bu wikiyi yazmayı düşündüğüm bir kitap için oluşturmuştum daha sonra herkese açmaya karar verdim. Vezir yazılım firması kurmak isteyenlere tavsiyeler vermek için hazırlandı. Ayrıca UML ve Modül Tabanlı Geliştirme hakkında da bilgiler mevcut. Vakit buldukça yeni eklemeler yapıyorum. Değişikliklerden haberdar olmak için RSS çıktısına üye olabilirsiniz.

Tag Bulutu

Tüm taglar...
www.flickr.com
This is a Flickr badge showing public photos from gurkanyeniceri. Make your own badge here.
Bu blogda 265 yazı ve 509 yorum var. Diğer sitelerden 26 adet link gelmiş.

Reklamlar