August 2007 Entries etiketi ile ilgili girdiler...

Sitede bir forum açmayı düşünüyorum. Genelde yazılım standartları, proje yönetimi, metodolojiler, yazılım araçları, profesyonellik, süreç iyileştirme, sürüm yönetimi gibi aklınıza gelebilecek yazılım mühendisliği konularında fikir alışverişi yapacak bir ortam olur diye düşünüyorum. Blogumun çizgisi ile aynı yönde olacak konular.

Daha önce bir kaç arkadaş ile MSN üzerinden konuştum ve yararlı olacağını söylediler.

Sizce nasıl olur? Böyle bir platformda zaman harcayıp katkıda bulunmak ister misiniz? Sizin de bir fikrinizi alayım dedim.

Epeydir kullanmakta olduğum site tasarımımı ve www.analystdeveloper.com yazınca gelen o tuhaf sayfayı adam ettim sanırım. RSS'ten okuyorsanız buyrun siteye kendi gözlerinizle görün.

Bir işin yapılmasını istiyorsan kendin yapacaksın demişler. http://www.nodethirtythree.com/ sağolsun, nonzero1.0 isimli güzel bir tasarımı açık olarak sunmuşlar. Eh bana da alıp siteye uygun hale getirmek kaldı. Hala sorunlar var ama ne yapalım, o kadar kusur...

Eleştiri ve önerilerinizi bekliyorum.

İnternet yada Oktay Sinanoğlu'nun isimlemeye çalıştığı gibi örütbağı. Uçsuz bucaksız bir çöplük ve alabildiğine uzanan bir bilgi havuzu. Ama yanlış ama doğru herkes bir şeyler ekliyor, yazıyor, resimliyor, blogluyor...

Bu denizin içinde bir damla olmak ve daha da doğrusu kendi ismimiz ve cismimizle var olmak varken biz ne yapıyoruz. Takma isimler, maskeler arkasına saklanıp 10 kaplan gücünde egomuzu ve bilinç altımızda gizli kalmış benliğimizi ortaya çıkartıyoruz. Ne kadar sağlıklı veya sağlıksız olduğunu psikoloji uzmanlarına bırakıcam. Benim merak ettiğim konu kendimiz olmadan var olduğumuz bu sanal ortamın bize gerçek hayatta ne kadar yarar sağlayacağı. (Bu arada mükemmel bir tez konusu olurdu, doktora yapacaklara duyuru).

Örneğin 94 yılında tripoddan aldığım bir yerde warez sitesi yapmıştım. Tabii ki kendi ismimi kullanmamıştım. Fakat daha sonra Super Online'a bir iş başvurusu yaptım ve örnek olarak internet üzerinde yaptıklarımı görmek istediler. Warez sitesini kalkıpta referans olarak veremediğim için işi alamamıştım. O gün bu olayları bırakıp kendi adım ile bir şeyler yapmaya karar verdim.

Kendimiz olmaktan neden korkuyoruz? Bunun bir kaç cevabı var. Ama sanırım en büyük problem rezil olma korkusu. Ben şimdi yazarım birisi bir şey der, yerin dibine batarım korkusu bizi durduran en önemli etken olur genelde. Zaten Türkiye'de çok olan bir olay. Listelediğim blogları takip ediyorsanız ne demek istediğimi anlarsınız. Bu konuya girmeyeceğim zira blogumda bu tür olaylara yer vermiyorum.

Diğer yönden kıskançlık (ve arkadaşı alınganlık) çok ilkel bir duygu ve insanlığın gelişmesinde ve ilerlemesinde en büyük kösteklerden biri. Ahkam kesmek ise daha berbat bir olay. Eski bir yazıma gelen yorumlardan bıktığım için şöyle bir eklenti yapmıştım:

Yeri gelmişken bir gözlemime de burada yer vermek istiyorum bu vasıta ile. 5 senedir İngiltere ve Avustralya'da yazılım uzmanlığı yapıyorum. Bu ülkelerde tanıdığım ve sektörün ileri gelenleri ile yaptığım sohbetler sırasında birbirlerini eleştirenler elbette oluyor ancak bu eleştirilerin aktarılma tarzı ile Türkiye'de insanların eleştirilerini aktarma tarzı çok farklı. Türkiyede sadece yazılım konusunda değil, her konuda insanlar birbirini kırmak veya sırf karalamak için dandik bir sebep bulup çıkartmada, sürekli birbirine çelme takma konusunda gereğinden fazla istekli görünüyor. Sitenin içeriğine ve vermeye çalıştığı mesaja bakmaksızın buldukları küçük bir ayrıntı ile uğraşıp zaman kaybetmek ve kaybettirmek daha çok biz Türklere has bir özellik gibi görünüyor.

Diğer ülkelerde bir kişi eğer bir problemi aktarıyorsa yanında 1 veya 2 tanede çözüm önerisi sunar ve cümle sonunda seçimi yine sana bırakmayı da ihmal etmez. Bu tip insanlar yıkıcı olmak yerine yapıcı olmayı, problem çözmeyi ve konu hakkında konuşmanın edebini biliyorlar. İşte bizim öğrenmemiz ve hayatımızın her aşamasında uygulamamız gerekenin de bu davranış tarzı olduğuna inanıyorum. Aslında bu tarzın eğitim ile de ilgisi var. Yani eğitim derken illaki üniversite veya yüksek lisans demek istemiyorum. İşlerini iyi bilen, sürekli okuyan, sektörünü takip eden insanların kendi işleri konusunda ki kültürleri yaptıkları işlere ve sohbetlerine de yansır doğal olarak. Eminim birbirimize bu tarzda yaklaşırsak ülke olarak şu ankinden daha hızlı bir şekilde ileriye gidebiliriz.

Tamam bizim ülkemiz hem tarihi açıdan hem kültür açısından çok zengin bir yer. Dünyanın en eski uygarlıklarına ev sahipliği yapmış bir coğrafyada yaşıyoruz. Fakat bazı tipler varki ne konuşmasını biliyor, ne aklındakini aktarmasını nede elit bir tartışma ortamında nasıl davranması gerektiğini. Problemleri sırala desen sular seller gibi konuşan, çözüm üret dediğinde ise apışıp kalan bir psikoloji bu. 3000 yıllık kültür ve tarih bunların beyinlerine ve ağızlarına adeta yansımamış.

Sonra internet gibi sanal bir ortamda isim cisim vermeden bırakılan yorumlar, MSN'de isimsiz vaktini çalanlar, kaybedilen zamanlar, emekler, sinir bozuklukları ve sorduğun soruların havada kalması. Hayır kızdığım şey adama öneri ver diyorsun o da yok. İlla problemleri sıralayıp sinir bozacak. Ya koçum biz yazarken zaten biliyorduk bu problemleri, buraya açtık ki belki birisinde bir çözümler vardır diye.

Ben diyorum ki internet üzerinde bir şeyler yapacaksanız, kendi isminizle yapın, www.gravatar.com'da kendi resminizle bir gravatar oluşturun (kedi, böcek resmi ile değil), bıraktığınız yorumun arkasında durun, MSN'de kendi resminizi kullanın, blogunuzda kendi isminizi kullanın, gönderdiğiniz e-postalarda imza kısmına kontak bilgilerinizi yazın vesaire. Bakın bakalım yaptığınız işin kalitesi nasıl artıyor. Kendi isminle bir yerlere bir şeyler eklerken iki kere düşüneceksin, gerekli mi gereksiz mi tartacaksın. Göreceksin ki maskelerle çöplük haline gelen interneti kendi kimliğimizi kullanarak nasıl da düzeltiyoruz.

Ayrıca yarın öbürgün internet üzerinde yaptığınız işlerden dolayı sizinle iş yapmak isteyecek kişiler çıkabilir. Yada özgeçmişinize yazacak bir şeyleriniz olur. Benimle yazışan bir kaç genç arkadaş var. Genelde tavsiyem, hemen bir blog açmaları ve yazmaya başlamaları. Böylece kendilerindeki gelişmeyi tarih sırasına göre görebilirler. Ayrıca blog herkese açık olduğu için belki birileri yapıcı bir eleştiri yaparda, alacağımız feyzler ile bizimde ilerlememize katkısı olur diye. Yoksa bu internet denen meretin kullanım amacı ne olacak ki. Bize hizmet etmesi lazım değil mi? Yoksa biz mi ona hizmet edeceğiz?

Hadi arkadaşlar kendimiz olalım, yapıcı olalım, kıskançlık, ahkam olaylarını bırakalım. Çözüm sunalım, karalama yapmayalım, daha çok okuyalım, uygulayalım. Bilmiyorsak bilmiyorum demeyi öğrenelim. Çok mu şey istiyorum yaaa...

Not: Birde alıntı yapınca link versek çok şahane olacak.

Google'ın beyaz arayüzünden sıkıldıysanız birde siyah arayüzünü deneyin. Sanırım siyah arayüz enerji tasarrufu sağlıyormuş. Ha monitörün CRTdir o zaman sağlayabilir. Bana hem insanlık için hemde Google için küçük bir adımmış gibi geldi.

www.blackle.com

Yazılım mühendisliğinin yegane amacı yüksek kalitede bir uygulama üretmek olagelmiştir. Bunu başarabilmek için test edilip onaylanmış bir metod, yüksek kaliteli uygulama geliştirme araçları ile birleştirilerek yazılım süreçlerinde kullanılmalıdır. Günümüzde yazılım araçlarının çok ilerlediği bir gerçek; demek kaliteyi yakalamak için metodu doğru ve yerinde kullanmamız gerekiyor. Ayrıca metoda ne kadar sadık kalındığı ve tam olarak kullanılıp kullanılmadığı da bir etken olarak karşımıza çıkıyor.

Soru 1: Çalıştığınız yerde hangi metodun kullanıldığını biliyor musunuz?

Projelerin bir harala gürele ile başladığı ve Allah ne verdiyse kod yazmaya girişildiği bir yerde mi çalışıyorsunuz? Yoksa belli bir düzende müşteri gereksinimlerine bağlı kalınarak, dökümantasyon ve sürüm yönetiminin kullanıldığı bir ortamınız mı var? Çalıştığınız yerdeki yazılım geliştirme metodunu iyice öğrenip, işlerin nasıl dağıtıldığını, nasıl test yapıldığını, kod yazarken nelere dikkat edildiğini öğrenin. Belli bir düzen yok mu? O zaman siz bir düzen getirin. Metodun gerekliliklerini öğrenip uygulayın. Bu durumda hataların en çok hangi aşamada oluştuğunu bililmsel olarak ortaya koyabilirsiniz.

İstenen kalitenin elde edildiğini anlamak için proje boyunca oluşan hatalara göz atılabilir. Örneğin Use Case (Senaryo) kullanarak analiz yapıyorsunuz diyelim. Senaryolar bir kez onaylandıktan sonra gerekecek her türlü değişiklik bir hata demektir. Yada Yazılım Gereksinimleri Tanımlama belgesinde onaydan sonra oluşacak her değişiklik te hata statüsüne girer. Testler sırasında kodda yakalanan hatalar da bu durumdadır. Hata projenin her aşamasında ortaya çıkar; sadece kod üzerine odaklanmayın.

Her senaryo başına kaç hata düştüğünü, testler sırasında 1 saatte ne kadar hata yakalandığını ölçüp projenin kalitesi hakkında bir fikre sahip olabilirsiniz. Ayrıca Hata Düzeltme Hızı (HDH) her senaryo için ölçüldüğünde senaryoların boyutları ve içerdikleri zorluk seviyesi ortaya çıkartılabilir. Eğer bir senaryo için HDH zamanı uzunsa, kompleks bir senaryo ile uğraşıyoruz demektir (yada çok basit olduğu için analizcilere angarya gibi gelen bir iştir). Proje planında bu senaryo ve bağlı olduğu fonksiyonlar için daha fazla zaman ayırmanız yada senaryoyu düzeltmesi için analizcileri dürtmek gerekir. Projelerin kompleks kısımlarını anlamak için maliyet analizi de yapabilirsiniz. Modül yada senaryo başına maliyet analizi en fazla kullanılan tekniktir.

Proje maliyetlerinin çoğu son iki aşamada ortaya çıkar. Bunlar

  1. Ürün müşteride kullanılmaya başlamasından sonra destek aşamasında ve
  2. Ürünün farklı müşterilere ve sistemlere uydurulmaya çalışılması sırasında

Bu aşamalarda ortaya çıkacak hatalar da düzeltilmesi en maliyetli ve zor hatalardandır. Zaten kompleks ve zorlu olan bu iki aşama, ortaya çıkan hatalar ve uzun süren HDH zamanları ile içinden çıkılmaz bir hal alır. Bu sebepten dolayı zaten çoğu proje yöneticisi bu iki aşamayı proje planlarına dahil bile etmezler. Böylece kaliteyi yükseltmiş gibi gözükürler ama aslında projenin en önemli kısmını es geçmişlerdir.

Soru 2: Ürünün doğruluğu hakkında ne biliyorsunuz?

Bir program doğru olarak çalışmalıdır. Peki doğruluğunu nasıl anlayacağız. Şöyle; müşteri gereksinimlerine göre doğru çalışıyor mu test ederek (basit değil mi? Tabii müşteri ne istediğini biliyorsa). Bu testler sırasında ortaya çıkan toplam hata rakamı diyelim ki 3000 olsun. Proje başından beri yazılan kodun da 150,000 satır olduğunu düşünelim. Bu durumda 150,000*X=3000*1000 formülünden her 1000 satır için 20 hata olduğu ortaya çıkar. Tabii bu hataların hepsi ürün müşteri tarafında kullanılmaya başladıktan sonra müşteri tarafından girilen hatalardır. Kalite ölçümü için bellli bir zaman sürecinde bu hatalar toplanır, örneğin 1 sene gibi. Ürün müşteride kullanılmaya başladıktan sonra her 1000 satır için hata seviyesinin %1,5 ile %2 arasında olması gerekir ki ürünü kaliteli bir ürün olarak farzedebilelim. Eğer hata sayısı üst limitlerde geziyorsa ki örneğimizde öyle, hata sayısını alt limitlere çekmek için çalışma yapılmalıdır.

Ayrıca modül başına düşen hata sayısı ve modüllerin boyutu göz önüne alınarak, kompleks fonksiyonlara daha fazla zaman ayrılmasının sağlanması gerekir.

Soru 3: Ürünün ilk sürümünden sonra gelen istekleri ve hataları ne kadar zamanda düzeltiyorsunuz?

Ürün müşteriye sunulur ama proje bununla bitmez. Bir destek ekibi 7/24 problem çözmek için didinir durur. Bu aşamada oluşan hata, istek ve entegrasyon problemlerine cevap verme hızı ürünün kalitesini belirler. Madde halinde sıralarsak:

  1. Ürün müşteriye sunulduktan sonra çıkan hataların düzeltme hızı
  2. İstenen değişikliklerin analizi, uygulanması, testi ve müşteriye sunulması sırasında geçen zaman ve
  3. Ürünün farklı sistemlere entegre edilmesi veya değişen ana sistemle birlikte ürünün de buna ayak uydurması için yapılacak değişikliklerin uygulanma hızı.

Genel bir ölçüm birimi olmasa da bu zamanların ölçülüp grafik haline getirilmesi ileride çıkacak hata, istek ve entegrasyon istekleri için tahmin edilecek zamanların daha gerçekçi olmasını sağlayacaktır. Projenin boyutuna ve yoğunluğuna, müşteri sayısına ve hizmet veren programcı, testçi, analizci vb gibi proje sahiplerine bağlı olarak her proje için farklı bir gösterge ortaya çıkması doğaldır.

Soru 4: Ürün ne kadar güvenli?

Ürünün korsan saldırılarına karşı ne kadar güvenli olduğu da bir kalite göstergesidir. Korsan saldırıları direk programa, veritabanına veya belgelere yapılabilir. Bu üç öğenin kendini koruyabilmesi ve saldırılardan yara almadan kurtulması ürünün gevenliliğini gösterir. Kod ve Rol seviyesinde güvenlik mekanizmalarının kurulması, şifreli bilgi alışverişi için ortamın ayarlanması, sistemlere ulaşan kişilerin izlenmesi ve kayıt edilmesi gerekir. Ürünün çalıştığı sistem yöneticiler tarafından göz altında tutulmalı ve şüpheli durumlarda otomatik uyarıcı modüller eklenmelidir. Örneğin her isteyen cumhurbaşkanının vergi kayıtlarını görmemelidir.

Güvenlik tam olarak ölçülecek bir birim değildir ama günde 10 kere saldırıya uğrayan bir sistemin her seferinde yara almadan kurtulduğunu bilmek müşteri için rahatlatıcı bir unsurdur.

Soru 5: Ürünün kullanılabilirliği hakkında ne biliyorsunuz?

Her yeni yazılım ürünü yada eklenen özellik beraberinde belli bir öğrenme süreci getirir. Bu öğrenme sürecinin uzunluğu:

  1. Kullanıcının entellektüel bilgi seviyesine
  2. Ürün ile yararlı bir şeyler yapacak seviyeye gelmek için geçen zamana
  3. Yararlı bir şeyler yapacak seviyeye gelmekten tam üretken olacak zamana kadar geçen süreye bağlıdır.

Kullanılabilirlik tamamı ile müşteriden müşteriye değişecek bir etkendir. Fakat ürünün arayüz tasarımı, komutlara karşı verdiği cevaplar, tahmin edilebilirliği, hata durumlarında verdiği yanıtlar ve bir çökme durumunda üzerinde çalıştığı veriyi bozmadan bir önceki haline geri dönebilmesi kullanılabilirliği arttıran unsurlardır.

Müşteri genelde ürünü hataları ile beraber öğrenir ve bu hatalara karşı defans geliştirir. Yani program müşteriyi yönetmiş olur fakat verinin bütünlüğü veya sistemin güvenliği tehlike altına girer. Bu tür durumlara yer vermemek amacı ile kullanılabilirlik testlerinin bağımsız kişiler tarafından yapılması gerekir.

Yazılım süreçlerinde bu metriklerin yerleştirilmesi ve kullanılması oldukça güç bir iştir. Hele ki firmada geçmişte herhangi bir metrik tutulmadıysa daha da zor olacaktır. Fakat şunu düşününki eğer ölçüm yapmazsak ilerlediğimizi anlayamayız. Ben örneğin her body building salonuna gidişimde bir defter ve bir kalem bulunduruyorum ve kaldırdığım ağırlığı not ediyorum. Örneğin 1 aylık Türkiye tatilinden sonra eski performansıma kavuşmam bir ay gibi bir zaman aldı. Ağırlıkları yazmasaydım bunu bilemeyecektim. Öte yandan limitlerini bilmek ve biraz daha sınırları zorlamak için de tuttuğum kayıtları kullanıyorum. Örneğin uzunca bir süre aynı kiloda biceps yapıyorsam bir daha ki antrenmanda 1 kilo arttırıyorum ve aldığım tepkilere dikkat ediyorum.

Proje zaman çizelgelerinde bu şekilde kompres yoluna gidilebilir ama mutlaka bir önceki metrik ölçümler göz önünde bulundurulmalıdır. Yoksa yapılan kompres anlamsız olacaktır. 5 gün sürecek bir işi 2 günde bitirebilmek için yapılan kompres eğer metod olarak önceki metriklere dayanmıyorsa pek bir anlam ifade etmez.

Sonuç

Bir firma içinde yazılım süreci boyunca her proje için belli metriklerin tutulması gerekir. Bu kayıt tutma alışkanlığı ileride alınacak projelere ve zaman çizelgeleri için tahmin edilecek sürelere bir ışık tutar. Proje bazında kaliteyi ölçmek için belli rakamlar almamızı sağlar. Bu metrikler sayesinde elle tutulur bir kalite anlayışına sahip oluruz ve daha da arttırmak için neler yapmamız gerektiğini daha açık görebiliriz. Yoksa yazılım sürecimiz bir kör dövüşüne döner ki piyasada uzun süre kalmayı düşünen bir firma için hiçte iyi bir şey değil. Uzun süreden kastım öyle 15 yada 20 yıl değil. 100 yada 150 sene ortamın değişikliklerine ayak uydurabilmiş ve ürünü ile sürekli devinim içinde gelişmiş ve kaliteyi de ön planda tutmuş bir firmadan bahsediyorum.

Gene hiç resimsiz bir yazı oldu ama idare edin.

Nihayet okuduğum Türkçe blogları hem blogroll olarak bloguma hemde Google Reader'a kayıt ettim. İşte liste. Birde OPML dosyası var kolayca hepsine üye olmanız için.

  1. Açık Bilgi RSS
  2. Adil Erkan RSS
  3. Ah Istanbul RSS
  4. Anafikir.com RSS
  5. Anıl Erduran RSS
  6. AntiFit RSS
  7. Atakan Kesler RSS
  8. Barbaros Yeniçeri RSS
  9. Başak Ölmez RSS
  10. Bayan dan Blog RSS
  11. Bilgi Güvenliği RSS
  12. Bir Web Tasarımcısı Günlüğü RSS
  13. Blog Kazanı RSS
  14. Blog ve Wolkanca.Com RSS
  15. Burak Büyükdemir RSS
  16. C#nedir?com RSS
  17. Cem Atam RSS
  18. Cengiz Han RSS
  19. Deniz Akın RSS
  20. Eda Suner RSS
  21. Ejder Kuvemli RSS
  22. Elifnur Güner
  23. Erhan Yakut RSS
  24. Erinç'in kişisel blogu RSS
  25. erulke RSS
  26. Fahrettin Mehmet Öztürk RSS
  27. Fatih Ekrem Genç RSS
  28. Ferruh Mavituna RSS
  29. First breath after coma RSS
  30. gfxdizayn RSS
  31. Gökçen Karan RSS
  32. Güneşin Tam İçinde RSS
  33. H. Cihan Salim RSS
  34. Hasan Karaboğa RSS
  35. Hus Weblog RSS
  36. Huzeyfe ONAL RSS
  37. jolenéloy RSS
  38. Kadir Sümerkent
  39. Kertenkelebek RSS
  40. LeoTheMaster RSS
  41. Levent Cenk Çağlar RSS
  42. Maestro10 RSS
  43. Marketallica RSS
  44. Mehmet Doğan RSS
  45. Mert Alemdar RSS
  46. Mert Ulaş RSS
  47. Milamber RSS
  48. Muhammet Sevim RSS
  49. Mustafa Turksavas RSS
  50. Oğuz Yağmurun Günlüğü RSS
  51. Onur Asıliskender RSS
  52. Onur Aykaç RSS
  53. PC Labs Blog RSS
  54. PPM-Türkiye RSS
  55. Proje Yönetimi RSS
  56. Sadettin POLAT RSS
  57. Sefer Alganın Günlüğü RSS
  58. Tamer Öz RSS
  59. Tansu Günay RSS
  60. Tarik's Log RSS
  61. tekno-kolik RSS
  62. TeknoTürk RSS
  63. Varol Aksoy RSS
  64. Volkan Karakuş RSS
  65. Volkan Özçelik RSS
  66. Zeynep Özata RSS

Eğer bir şekilde tanışmışsak ve bu listede yoksanız öncelikle özür dilerim ve lütfen bir e-posta atıp bildiriniz.

Güncelleme: Mert Alemdar eklendi. Bakalım daha kaç tane gözden kaçırdığım var...

 

Technorati tags:

Yakın zamanda bir arkadaşım tarafından sorulmuş soru için bir şeyler yazdım. Soru; yazılım firması içinde genel işlerin otomatize edilmesi ve dökümanlar ile kodun, hata ve istekler ile paralel çalışması nasıl olur idi.

Beşden fazla proje elemanı olan ve ikiden fazla müşterisi olan her firma aşağıda anlattıklarımı uygulamalıdır. Aslında profesyonellik açısından firma ölçeğiniz ne olursa olsun hatta evde bile yazılım geliştiriyor olsanız bu tür bir otomasyona sahip olmanız gerekir.

Şimdi aşağıdaki şemaya bir göz atalım:

Yönetim

Şemamız biraz kalabalık oldu ama bazı birimleri aynı sunucu altında toplayabiliriz. Örneğin Döküman Yönetimi, Hata ve İstek Yönetimi ve Proje Portalı için tek bir sunucu; Sürüm Yönetimi ve İnşa ve Paketleme için bir sunucu kurulabilir. Daha rahat anlaşılması için ayrı göstermeyi tercih ettim. Gelelim şemadaki birimlerin açıklamalarına. Vezir Wiki'de ayrıntılı açıklamalar var burada sadece özet geçeceğim.

Analiz Ekibi

Analiz Ekibi müşteri ile görüşmeleri yaparak gereksinimleri öğrenir ve sistemi modeller. Üretilen her döküman Döküman Yönetimi altında tutulur ve bu dökümanlar periyodik olarak yedeklenir.

Döküman Yönetimi

Döküman Yönetimi firma içinde herkesin rahatça ulaşabileceği, web arayüzü olan ve dökümanların rahatça paylaşılabileceği bir sistemdir. Döküman Yönetiminden lokal sisteme indirilen bir belge, üstünde çalışıldıktan sonra Döküman Yönetimi sistemine geri gönderilir ve onaya sunulur. Kimin ne değişiklik yaptığı açıkça görülebilir.

Kullanılacak Programlar

Yazılım Ekibi

Yazılım Ekibi yazılımı geliştiren ekiptir ve hemen hemen her sisteme bağlantısı vardır. Analiz ve Test ekipleri ile koordineli çalışır. Hakkında Vezir Wiki'de ve blogumda gereğinden fazla yazı bulabilirsiniz.

Sürüm Yönetimi

Sürüm Yönetimi yazılan kod üzerindeki değişiklikleri tutan sistemdir. Yazılım ekibinin beraber çalışmasını sağlar. Sürüm Yönetimi sistemi periyodik olarak yedeklenir. Bir web arayüzünden kodlar görüntülenilir. Yapılan değişiklikler Hata ve İstek Yönetimindeki kayıtlara bağlanabilir.

Kullanılacak Programlar

İnşa ve Paketleme

İnşa işlemi otomatikleştirilmiş bir işlemdir. Sürüm Yönetimindeki kod değiştikçe bunu algılar ve kodu derler. Ünite testlerini otomatik olarak yapar ve sonuçları bir web arayüzünden yayımlar. Derlemenin doğru gerçekleşmediği durumlarda yetkili kişileri e-posta yoluyla uyarır.

Derlenen kodun otomatik olarak kurulum paketlerini hazırlar ve CD üzerine yazar. Ayrıca kodun otomatik olarak test ortamına kopyalanmasını sağlar ve test ekibini bu durumdan haberdar eder. Böylece test ekibi testlere hemen başlayabilir.

Ortaya çıkan çalıştırılabilir ürünleri gene Sürüm Kontrolünde tutar.

Bu derleme için giderilen hatalar ve eklenen yeni özellikler Hata ve İstek Yönetiminden otomatik olarak çekilir ve bir belge olarak düzenlenerek ürünün yanında sunulur ayrıca bu belge test ekibine gönderilir ve giderilen hataların test edilmesi sağlanır.

Kullanılacak Programlar

Hata ve İstek Yönetimi

Müşteriden gelen hata ve istekler ile firma içinde test ekibinin bulduğu hatalar bu sistemde birikir. Hatalar ve istekler bu işin yöneticisi tarafından sınıflandırılır ve yetkililere atanır. Sistem belli zamanlar içinde çözülmeyen hataları veya istekleri yöneticilere bildirir. Bu veritabanı periyodik olarak yedeklenir. Hataların giderilince nasıl test edilecekleri de notlarda yer almalıdır.

Kullanılacak Programlar

Test Ekibi

Test ekibi ürünü test eder ve genel akış şemalarına ve analiz sırasında ortaya çıkan senaryolara uyup uymadığını kontrol eder.

Test Ağı

Test ağı yazılım ağından bağımsız bir ağdır. Mümkün olduğunca müşteri tarafındaki ağı temsil eder. Yapılacak ürün testlerinin gerçeğe yakın olmasını sağlar. Bu sistemin devamlılığı için, 6 ayda bir veya gerekli periyodlarda sistemlerin yeniden kurulması gerekir. Tüm ağ aynı tip bilgisayarlardan oluşmalı ve imaging yazılımları ile 6 ayda bir sıfırlanmalıdır. Sanal bir ortam daha sağlıklı ve bakımı kolay olacaktır.

Kullanılacak Programlar

  • VMWare (Ücretli)
  • MS Virtual PC
  • Norton Ghost (Ücretli)

Destek Ekibi

Destek ekibi Proje Portalında müşteri tarafından girilmiş hata ve destek isteklerine bakar. Duruma göre hataları Hata ve İstek Yönetimine yönlendirir yada müşteri ile temasa geçerek hatanın çözülmesi için uğraşır.

Proje Portalı

Proje Portalı firma içinden ve dışından ulaşılabilen bir web uygulamasıdır. Gerekli döküman, hata ve istek girme, proje detayları, zaman çizelgeleri gibi bilgilerin müşterilere ve firma çalışanlarına açılmasını sağlar. Müşteri bu sisteme kayıtlıdır ve bir kullanıcı ismi ve şifre ile giriş yapar.

Kullanılacak Programlar

Yedekleme

Yedekleme tamamı ile otomatize bir işlem olmalıdır ve firmanın yükünü kaldırabilecek kapasitede olması gerekir. Geceleri çalışacak yedekleme işleri, başka işleri aksatmayacak biçimde planlanmalıdır. Hata durumlarında yöneticiler otomatik olarak uyarılır.

Kullanılacak Programlar

  • RSync
  • Norton Ghost (Ücretli)
  • Acronis True Image (Ücretli)

Daha önce yazdığım yazılara bakarsanız bazı araçların nasıl kurulduğu ve kullanıldığı hakkında bilgi veriyorum. Aralarındaki bağlantıları kurmak biraz zaman alabilir yada Team Foundation Server gibi komple bir çözümü almak daha çok işinize yarayabilir. Eğer yazılım ortamınız Microsoft ise ve MS araçlarını kullanarak yazılım geliştiriyorsanız TFS hostingi alabileceğiniz firmalar da var. Yani TFS kurmuyorsunuz yada almıyorsunuz ama tüm kodunuz ve dökümanlarınız bir firmanın sunucularında barınıyor. Ayrıca eğer MSDN üyeliği varsa zaten 5 kişilik bir TFS hazır elinizde var demektir. Kurup kullanmak size kalmış.

Tamamen açık kaynak gidip komple bir çözümü kendi istekleriniz doğrultusunda geliştirebilirsinizde. Tabii ne kadar zamanınız ve enerjiniz bu işlere gidecek planladıktan sonra.

Herkese kolay gelsin.

 

Bu linke gittiğinizde daha önceleri web gezgininin dil ayarlarına göre Türkçe yada İngilizce blogumda kendinizi buluyordunuz. Diğer sayfalardan ve wikilerden haberiniz olmuyordu. Birde Internet Explorer sitemin phishing sitesi olduğunu zannediyordu çünkü URL yönlendirme vardı.

Neyse bende oturdum bu iğrenç sayfayı yaptım. İşe yarar bir sayfa aslında, aranılan neyse hemen bulunabiliyor ama tasarım açısından içler acısı. Yarın öbürgün Figh Club gibi cult bir duruma dönerse diye korkuyorum. Eğer buraya iyi bir tasarım yaparım diyorsan benimle acilen bağlantıya geç yada fikirlerini html dosyaları olarak gönder. Bende ismini sitemin altında yayınlayayım (sayfa tasarımı falanca tarafından yapılmıştır diye). Var mısın?

Evet kısa bir tatilin ardından gene Avustralyada'ki yaşamıma geri döndüm. Türkiyede'ki tatilim boyunca neler yaptık bir bakalım.

Ailemi ziyaret ettim. Sağdan sola Barbaros, eşi Aylin, Annem, Ben ve Elif'im. Ortada oturan ise kuzenlerimden Gültekin. Kucağımdakinin bizim minik canavar Uzay olduğunu söylememe gerek yok heralde.

 

Yakın arkadaşlarımı gördüm. Sadece birinin resmi var o da Emre. Göremediğim İlker, Onur, Serhat, Mehmet ve diğer arkadaşlarımdan özür diliyorum. 1 ay kesinlikle yeterli olmadı benim için. Ahmet ve Alp'e İstinye'deki balık için ve Süleyman ve diğer arkadaşlarada Taksim'de yemek için teşekkür ederim.

 

İstanbul ile hasret giderdim biraz ama yetmedi. İstanbul sen ne olmuşsun böyle bir güzelleşmişsin. Metronun ve genel yerlerin temizliği beni şaşırttı.

 

Kapalı Çarşıdan biraz lokum aldık (12 kilo) burada dağıtmak için. Yiyen tekrar sipariş veriyor ama "yerinde yemezseniz güzel olmaz" diyorum.

 

Avrupanın en büyük alış veriş merkezi Cevahir'i gezdik ama bitiremedik. Uzay trene bindi ve dondurma yedi ben de Transformers'ı gördüm. Fahri Kuz Optik'e buradan teşekkür ederim. Üzerine arabamın bagaj kapısını kapattığım RayBan gözlüğümü ücret almadan düzelttiler. Kırılmamış olması büyük bir mucize tabii.

 

Okurlarımdan Yunus ve Adil buluştum. Yunus'un Adil'in çalıştığı yerde işe başlayacak olması ve bundan Adil'in haberinin olmayışı güzel bir sürprizdi. Hemen hemen 5 saat falan takıldık Ortaköy'deki çay bahçesinde. Resimdekiler sağdan sola Yunus, Ben, Adil arkadada güzelim İstanbul halkı.

 

Türk Blog Yazarları topluluğunun toplantısına katıldım. Güzel bir toplantı oldu. Diğerlerine katılamayacak olmam üzücü. Toplantı sırasında çekilen resimleri SET olarak görebilmek için buraya tıklayın veya SLIDESHOW olarak görebilmek için buraya tıklayın.

Bunların dışında sıcaklar ile boğuştuk, bir Ankara gezisi yaptık iş için, saçlarım için çam terebentini aldım (işe yarıyor gibi), oradaki bilgisayarımı tamir ettim ama tamirden iki hafta sonra sabit disk patladı. Kuzenim Burak'a Vatan Bilgisayar'dan yeni bir bilgisayar aldık. Taksim'de kokoreç ve midye tava yedik. Dönüşte tartıldım da 4 kilo aldığıma şaşmamalıyım. Bir sürü yeni çıkmış grubun albümünü topladım. Bunlardan ÜçNoktaBir ve Murat Net'in albümü en beğendiklerim oldu. Murat Net'in bende yıllar evvel yaptığı Escape From Hell kaydı vardı gitar soundu hiç değişmemiş. Ayrıca kardeşimin yanlışlıkla bana çektiği bir CDden çıkan Hacettepeliler ve Yüksek Sadakat grupları çok sağlam geldi. Valla o MP3ler nasıl girmiş o CDye haberim yok iki gözüm önüme aksın!

Buraya geri dönmenin tek güzel yanı tekrar spor olayına dönmek oldu. Bu kiloları hemen vermem lazım. Bütün o lokumları, cezeryeleri, midye tava, kokoreç, çiğ köfte vs geride bırak gel burada dandik yemeklere talim et offf ya offf.

PDF dökümanlarını okumak için Adobe yerine FoxIt Reader programını kullanıyorsanız işinize yarayacak bir Outlook eklentisi.

Outlook 2007'de e-posta içine eklenmiş dosyaları görüntülemek için bir "Preview" olayı var biliyorsunuz. FoxIt Reader içinde Tim'in yazdığı bu eklentiyi kullanabilirsiniz.

Link to Foxit PDF Preview Handler

 

Technorati tags: ,

Arama



Hakkımda

Merhaba, ben Gürkan Yeniçeri. 10 yılı aşkın süredir özel sektör ve hükümet iştiraklerinde yazılım mühendisliği yapıyorum. Bu sitede 2005 Mart ayından beri genelde yazılım mühendisliği ve hobilerim hakkında yazmaktayım. Profesyonel iş geçmişim hakkında daha fazla bilgiyi aşağıdaki Linkedin.com linkinden alabilirsiniz.
Gürkan Yeniçeri'nin profilini görmek için tıklayın

Kontak

Soru sormak veya öneride bulunmak isterseniz buradaki kontak formunu kullanın. Mesajlarınıza en kısa zaman içinde cevap vermeye çalışacağım. Ayrıca Windows Live Messenger kullanarak gyeniceri {AT} hotmail {DOT} com adresinden bana ulaşabilirsiniz.

Eğer İngilizce blogumu okumak isterseniz buraya buyrun.
Blogumu RSS Bandit gibi bir RSS okuyucusu ile de takip etmek için kullanın.
Ayrıca aşağıdaki linklerden hakkımda ayrıtılı bilgi alabilirsiniz.
Twitter
Friendfeed
Facebook

RSS 2.0

Reklamlar


Vezir

Vezir Proje Danışmanı
Sitede birde Vezir isminde wikimiz var. Bu wikiyi yazmayı düşündüğüm bir kitap için oluşturmuştum daha sonra herkese açmaya karar verdim. Vezir yazılım firması kurmak isteyenlere tavsiyeler vermek için hazırlandı. Ayrıca UML ve Modül Tabanlı Geliştirme hakkında da bilgiler mevcut. Vakit buldukça yeni eklemeler yapıyorum. Değişikliklerden haberdar olmak için RSS çıktısına üye olabilirsiniz.

Tag Bulutu

Tüm taglar...
www.flickr.com
This is a Flickr badge showing public photos from gurkanyeniceri. Make your own badge here.
Bu blogda 265 yazı ve 509 yorum var. Diğer sitelerden 26 adet link gelmiş.

Reklamlar